Bana göre reklamı sınıflandırırken cıvıl cıvıl ve ağır başlı olarak ikiye ayırabilmek mümkün. Mesela Tolga Çevik’li Hopi reklamları. Reklamda atılan naralar ” hoopppiiii ” şeklinde.  Şimdi bu hoppiiii diye bağıran sesi alalım bir kurumsal reklamın sonuna. Ziraat Bankası’nın yeni kurumsal reklamının sonuna yerleştirelim. Ama olmuyor işte. Çünkü reklamın ağır başlı olanı diye bir şey var.

Keşke diyorum bu ülkede kurumsal çizgilerine hatırı sayılır yatırımlar yapacak kurum sayısı iki elin parmaklarını geçse. Veya bir elin… Ayrıca kurumsal reklam dendiğinde akıllara kurumun bilmem kaçıncı yıl dönümü gelmese. Maalesef 4 – 5 kurum dışında reklamın bu türüne pekte ilgi yok. Sanırım biraz reklama ” sanat ” gözüyle bakmaya çalıştığım için bu durumu yadırgıyorum. Belki ben yanlış düşünüyorum. Tabii ki satış odaklı çalışmalar, kurumsal kimlik, imaj gibi konulara göre kestirme yollardır ama tüketici odaklı kar amacı güden kampanyalar kadar PR çalışmaları en az aynı derecede önemlidir. Bu durumu tabelası çok ince detaylarla, ilgi çekici renklerle ve mesajlarla donatılmış, dışarıdan bakıldığında kalite kokan amma velakin içeriye girildiği anda aynen moonwalk yaparak dışarı çıkma isteği uyandıran küçük – orta büyüklükteki işletmelere benzetiyorum.

Peki her şey satış mı ?

-Olmamalı yahu!

Son aylarda Ziraat Bankası o üçgen ahşap gişelerden, KYK kredisi / bursu alırken öğrenciyi tanıyamayan ATM’leri değiştirmesinin şerefine olsa gerek, bir kurumsal kimlik çalışması içine girdi. Hayli hızlı ve aynı zamanda sabırla. Önce teaser reklamlarla yeni bir banka faaliyete geçiyor imajı verildi,  daha sonra bir baktık ki meğer Ziraat Bankası buğdayı imiş. Arkadaş bu kadar sene neredeydiniz diye sormadan edemiyorum. Üstelik rakipleriniz arasında kurumsallaşmanın kitabının yazan bankalar varken…  Neden Ziraat Bankası örneğinden girdim olaya ? Çünkü son kurumsal reklamları karşılaştıklarım arasında en iyilerden. Niye mi ? Cevabım :

” Niyesini , 152 yaşınıza geldiğinizde anlarsınız ” Efendim rica edeceğim, şunun bir tadını çıkarın önce.

İşte bu, tamda bahsettiğim şey. Ne mutlu bana ki ben bu yazıya başlamayı düşündüğüm günlerde karşılaştım bu reklamla. Bir reklam hiç bu kadar ” Cuk ” olmamıştı.

Ağır başlılığıyla hedefi  vuran müthiş bir iş. Kuruma aidiyet duygusuna en uzak hedef kitleyi bile ( KYK banka kartını almak için asgari 4 saatlik bir sırayı göze almış öğrencileri bile ) etkileyeceğine eminim. Müziği, kurgusu, renkleri, sloganı. Zaten reklam metni bu işin kalitesini ortaya koyan yegane büyük güç ve tabii Çetin Tekindor’un seslendirmesi ile metin arasındaki uyum. Evet yine bir yeni yaşa adım atarken atılmış bir adım. Ama biliyorum, sizce de farklı.

Bu işlere reklam sanatı diyebilen yahut demek isteyen insanlar bu reklamı tadından yenmez diye düşünüyordur. Umarız böyle düşünen insanlar sektörü ele geçirirler. 🙂

Neyse efendim. ” Kurumsallaşabilmek ” denen şey bir yetidir ve hayli mühim ihtiva eder. Bugün bir Digiturk reklamı ” Bu rengi tanıdınız mı ? ” sorusuyla başlayabiliyor yani. Mesela bu reklamın özelinde rengin kullanımı, Digiturk için büyük bir lükstür. Kısaca, kurumsal kimlik günümüzde aranan kanın alyuvarlarıdır.

Konuk Yazar: Mert Erkurşun

Leave a Reply

5 comments

  1. Selim

    Mükemmel bir reklam olmuş. Hem ülkemizin markası olduğunu hem de modern bir kurum olduğunu gayet güzel anlaşmışlar. Ellerine sağlık.

  2. Ali Ozan Durkaya

    Ziraat bankası 152 yıldır olduğu gibi 153. yılında da işcinin, çiftcinin, dişcinin, bakkalın, manavın, öğretmenin, öğrenenin hepimizin bankası

    • Mehmet

      Beğenilerinizi böyle nezih ve güzel bir şekilde dile getirmeniz bizi oldukça mutlu ve onure etti.

      Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nden sevgilerle.

  3. Pingback: YAPI KREDİ'NİN "KAYA AİLESİ" BAŞARISI - Fikircok.net