Dacia!

Renault’un alt markası. Ürün oldukça kalitesiz. Kaliteli olma çabası da yok zaten. Ne kadar ekmek, o kadar köfte yani. Dacia’nın tek amacı, daha az parası olan insanlara, petrol kokan plastikten yapılmış arabalar satmak. Fakat unuttukları çok acı bir gerçek var. Her toplumsal sınıf bir üst sınıfa öykünür ve onu taklit eder. Parası az olan fakirler de koltukları ceylan derisinden yapılmış bir Ferrari’ye binmek ister, biraz daha gerçekçi bir fakir ise ayağını yerden kesecek ama bakışları da üzerinde toplayacak bir Volkswagen Golf ya da Passat hayali kurar. Hep söylerim, Persil denen marka; klasik Türk kadınını, topluklu plaza kadınına özendirerek satmıştır ürününü. Hatırlayın o reklamları.

Oysa Dacia, ortaya koyduğu ultra saçma reklam stratejisiyle hedef kitlesini markadan tiksindirmek için elinden geleni yapıyor. Çoğu kişi gibi gereksiz entelektüel yorumlar ve temelsiz akademik savlar ileri sürüp vaktinizi almayacağım. Bu, etkinliklerin aranan adamlarının, mikrofonu eline alır almaz ”gelecek dijitalde” diye bağıranların ve konferanslarda ”mobilin önlenemez yükselişi” dışında konuşacak başka bir şeyi olmayanların işidir.

Her şey ortada. Şu reklamla araba satacağına inan bir reklamcı, reklamcı değildir. Markayı yöneten kişiler de yönetici değil koca bir hiçtir.

Şuradaki yazıya da bir göz atarsınız: Dacia’nın Über Kötü Reklamları 


DACİA REKLAMLARINI İZLEDİKTEN SONRA BEN

tumblr_nxkqq5t7Ow1t95h1uo1_500

Leave a Reply

5 comments

  1. selim

    Selcukta 3.sinif öğrencisiyim ve diyorumki peygamberligini ilan etsen senin dinine gecerim basgan takıpteyız

    -2
  2. Gençİletişimci

    SENİOR STAJYER
    Peki bu yazdıklarından anladığım kadar reklamcıların “reklamın kötüsü olmaz” demesinin aksine sen olur diyorsun, sence reklam sana göre saçma gelebilir ama reklam ajansının hedef kitlede akılda kalmanın yolunu bu saçmalamak üzerine bir strateji kurmadığını nereden biliyorsun bak sende burada, bu reklamın saçmalığını belirtiyorken bile onun reklamını yapıyorsun yani ajansın tam istediğini 😉

    ama artık takibimde sin

  3. Harun Genç

    Bunu yazan arkadaş her kimse, reklamcılığın sadece bir tasarım ve olanı olduğundan farklı gösterme işi olduğunu sanıyor zannımca. Yazar, sektörün tasarım safhasında sıkışıp kalmış olmasından olsa gerek, gerçekliklerden pek bir uzak. Reklam tasarımcısının işi, reklamı yapılacak ürünün reklam strajesi çerçevesinde belirlenen konsepte uygun ya da özel olarak istenen çalışmaları ortaya koymaktır. Yani bir inşaat mühendisinin / mimarın projelendirdiği binayı dikerken paylaşılan görevlerden yalnızca birisini yerine getiren duvar ustası gibi. Duvar ustasının işi duvar örmektir. Siz bir iki güzel çizim, efekt vs yapıyorsunuz diye reklamcı sayılmazsınız. Reklam psikoloji işidir. Bunu el becerileri olan değil, kafası gerçekten bu konu üzerine çok çalışan, sosyolojiye, psikolojiye hakim insanların yapması gerekir ve yapıyorlar da. Dacia reklamları tam da hedef kitlesine hitap ediyor ve kalitesizliğine rağmen, Türkiye binek araç satışlarında 6. – 7. sırada yer alıyor. Her kitlenin bir dili vardır ve siz, kendini olduğundan çok yüksek sınıflarda gören, hayatını hep başkalarına özenmekle geçirmiş kitleyi tüm insanlıkla bir tutuyorsunuz. Halbuki onlarca, yüzlerce, binlerce farklı kültüre, anlayışa, bakışa, gereksinimlere, önceliklere, yaş grubuna, ekonomik duruma sahip kitle vardır. Sizin ısrarla yakalamayı hedeflediğiniz kitle bunlardan yalnızca biridir Sn. makale yazarı.