Reklamcıların bile eleştirmeye utandığı bazı işler vardır bu hayatta. Bu işler bu sektörün kutsallarıdır. Her muhabette, yapılan her toplantıda, hazırlanan her sunumda kendine yer bulan; artık reklamcılığın anonim ve ortak değeri olan bu şahikalar; beyinleri değil de egolarıyla yönetilen her ‘anne benim neden bir snickers reklamım yok‘ diyen reklamcının hayallerini süsler.

Bu reklamlar öyle reklamlardır ki, izleyip de derin derin iç çeken, uzaklara anlamsız ve boş bakan, boşluklara sessiz dalan ve inceden feyz almayı da unutmayan reklamcı ahalisini oldukça derinden etkiler. Bu ahali, ya daha iyisini yapmak için gecesini gündüzüne katar, ceylan gözlü sevdiceğiyle mojito içmek yerine ajanslarda yatar kalkar ya da ”ulan zaten yapılmışı var, dur ben şunu çaktırmadan bir paketleyeyim” der ve kolaya kaçar.

Her neyse, ilk reklamları zaten biliyorsunuz. Her genç ve idealist reklam stratejistinin ve kreatifinin hayallerini süsleyen ve istisnasınız her reklamcının megali ideası konumunda olan bir seri.  Verdiği mesaj itibari ile ”açken sen sen değilsin, aptal saptal şeyler yapıp mala bağlamak yerine ”al bir snickers ye” diyen bu reklamların ”al ve ye” kısmını özellikle bir yere not edin. Çünkü bu not size Nescafe reklamını izlerken çok lazım olacak. Bakalım Nescafe’nin yaratıcısı Snickers reklamlarından ne kadar *esinlenmiş… İzleyip görelim.

Şimdi ise sıra Türkiye’de yapılan saçma reklam silsilesinin son üyelerinden Nescafe reklamlarında. Muhtemelen müşteri tarafından ”bize yapabileceğiniz en saçma reklamı yapın, saçmalamakta serbestsiniz” şeklinde bir brief alan reklam ajansı şu alttaki israf işi üreterek sektörümüze armağan etmiştir. Stratejisindeki ”Snickers” esinlenmesinden bahsetmiyorum bile. Daha öncesinde, en alttaki video ile zaten bariz bir şekilde eşeğin gözüne suyu kaçırmışlardı ama neyse bundan sonra söyleyeceğim her şey benim argo dağarcığımı çalıştıracağı için takdiri size bırakıyorum.

Ajans: Publicis Türkiye

Nescafe ve Publicis maalesef şunu da yapmıştı:

Bana sıklıkla sorduğunuz bir soru olan; ”yahu tüm suç reklamcıda mı, bu müşteri tarafındaki yöneticiler bu kadar mal mı?” sorusunun cevabını da şu şekilde vereyim o zaman: Evet arkadaşlar, müşterinin(istisnalar hariç) tek derdi ciro ya da GRP’dir. Reklamım TV’de x saniye görünecek ve ben şu kadar GRP ile bu kadar SHARE alacağım, bu da benim bilinirliğime şu kadar katkı sağlayacak hesaplarından başka bir boku sallamazlar açıkçası. Çakmışsın, esinlenmişsin kimsenin totosunda değil yani.

Öpüldünüz.


Leave a Reply