İlerleyemiyorum işte arkadaş!

Mal gibiyim… Mal gibi olmayı geçtim, metrobüsün kapısı kapanırken önümdeki herifle tek kişi olmama rağmen sanki yalnız  gibiyim! Nasıl yedim ben bu boku?! Hiç girişmeyecektim… Ne güzel takılıyordum, az da olsa görüyordum, yalan da olsa uzun uzun bakıyordum. Hiçbir şey yapamasam, uyurken izliyordum. Aklımı s.kim! Ama bir an için “Aha! Valla çok değerliyim” dedim. Ağzına kadar dolu şu metrobüste oturan, bir durak sonra ineceği için de kendini çok önemli sanan o dallama kimse, işte onun gibi hissettim bir an için.

Halbuki iki durak sonra ineceksin diye boşalan koltuğa oturamayan adamsın! Ulan metrobüs koltuğuna trip atacak kadar zavallı durumdasın madem, neyine güvendin demezler mi adama?… Demesinler lan! Onu diyenler benden daha zavallı. Ben hiç değilse bir ihtimalin peşinden koştum. Olmayacağını bildiğim halde, neden olmasın dedim. Onlar oturduğu koltuktan kalkan kadının başında bekleyen şu iki akbaba kadar sahtekar. Hem oturmak umurlarında değilmiş gibi davranırlar hem de oturmasın diye diğer adamla koltuk arasına g.tlerini koyarlar. Ben ortaya yüreğimi koydum! Ne hissediyorsam açık açık söyledim. Söylediklerim bittiğinde öpmeye kalkmayabilirdim gerçi! Ya da o an ayakta kalan herifin oturmak için ortaya g.tünü koyan adama baktığı gibi bakmasaydı bana iyiydi… Bilmeyen var mı aranızda o bakışın ağırlığını? Kafanı kaldırıp adamın yüzüne bakamazsın ama o bakışları tüm benliğinle hissedersin hani. Telefonda bir şeye bakıyormuş gibi yapmaya başlarsın ya da dertli dertli camdan dışarıyı izlersin. “Çok kötüyüm hocam, oturmam lazımdı” demeye çalışırsın her hareketinle. Ama üç dakika sonra hiç var olmamışçasına unutursun ayakta kalanı. Sen oturan, o ayakta sürünendir artık. Sen kazanan, o kaybeden… Tanıştırayım; işte ben o ayaktaki kaybeden, üç dakika için duyguları önemsenen, nefretinden çekinilen, bunu O’na nasıl yaptım denilen… Sonra da hiç umursanmayan. Memnun oldum!

Gerçi neden öfkeliysem bu kadar oturana? Sonuçta ayakta birileri varken boş metrobüs koltuğuna oturmayacak kadar sorgulayan bir adamımdır! Ben sorgulamak diyeyim, siz tırsak anlayın. Neyden cesaret alıp bu kadar batırdım anlamadım… İnmelerine en az üç durak olmasına rağmen kapının önüne birikip milletin metrobüse binmesini engelleyen şu bencil insanlar gibi engelledim mutluluğumu. Nasıl güvendim bu kadar kendime?

Şöyle düşünün ahali; şu an metrobüsün geri geri gitme ihtimaliyle aynıydı O’nun beni sevme ihtimali. Olmayacak şey değildi yani, ama olacak gibi de değildi. Siz olsanız denemez miydiniz şansınızı? Öyle değil midir çünkü; birileri mutlu olur, birileri de mutlu olmayı beklerken farkında olmadan sona gelmez mi? Sona geldiğini anlayan o birileri, ineceği duraktan önce düğmeye bir türlü basamayan önümdeki şu ablanın telaşına düşmez mi? İşte o telaşı yaşamayım istedim. Ulan şansıma da kadın tam önünde he. Ortaya g.tümü koymaya gerek kalmadan oturacak kadar avantajlı bir pozisyondayım da… Vee sinsince oturdum, oh! Bak bu bana umut oldu. Az şey değil bir yere tutunmadan sabit gidilebilecek kadar kalabalık bir metrobüste oturmak.

Lan, has.iktir! Gelmişim…

Yazar: Caner Ar

Leave a Reply

1 comment

  1. Koray Taşan

    “Onlar oturduğu koltuktan kalkan kadının başında bekleyen şu iki akbaba kadar sahtekar. Hem oturmak umurlarında değilmiş gibi davranırlar hem de oturmasın diye diğer adamla koltuk arasına g.tlerini koyarlar. ”

    Bayıldım 🙂