Yazarı Twitter’da:

Kıymetli dostlarım merhaba,

Uzun bir aradan sonra tekrar karşınızdayım. Bu arayı vermemin sebebi hem kendi hayat koşuşturmam hem de Türk reklam sektörünün son birkaç ayda nedense sessizleşmesiydi. Bir Alex değildik ama daha önce Facia Reklamlar köşemizde epey güzel enstantaneler vermiştik sizlere.

Velhasıl bu sessizlik beni oldukça endişelendiriyordu açıkçası. Dünyaya esinlenerek yeni iş üretmede nam salmış, daha önce yapılmış işleri kopyalamada ustalaşmış, jingle’larla, ünlü kullanımlarıyla servet yapmanın ve ajans büyütmenin sihirli bir formülünü bulmuş Türk reklamcılığı ve Türk reklam sektörü nasıl olur da bu kadar vites düşürür derken karanlığı yırtan bir güneş gibi önümüze AXA reklamı düştü. Sağolsun değerli bir takipçimin uyarısıyla ”’yoooooh artık bu kadar da olmaz diyerek” ağzımdaki makiyatoyu macintoşumun ekranına tükürüverdim! Sözü hiç uzatmadan ben yine birbirine çok benzeyen (benzeyen diyorum çünkü farklı türde bir kelime kullanınca markaların ve ajansların hukuk birimlerimi halı hatrımı sormak için sıraya giriyor) iki işi buraya bırakıp takdiri yine siz yüce Fikirçok.net okuyucularına bırakacağım. Unutulmamalıdır ki bu ifşaları ve eleştirileri yapmamızın tek sebebi markaların itibarlarına leke sürmek değil aksine daha muteber bir Türk reklam sektörü oluşturulması ve gelecek nesillerin bu işi etik sınırlar içinde yapmasına ön ayak olabilmek için yol göstermek ve içimizdeki çürükleri ayıklama gayesidir. Naçiz uğraşımızın gayrı başka bir amacı yoktur ve olamaz. Bu noktada anayasamızın bana verdiği eleştiri hakkını sonuna kadar kullanmaktan asla çekinmem. 😀

İlk ve orijinal iş Türkiye’den:

Omo – Sosyal Deney / Yapım Yılı: 2017

İkinci ve daha az orijinal iş ise yine Türkiye’den (ohaaaa diyenleri duyuyorum ve evet Türk’ün Türk’ten aldığı ender örneklerden birine şahitlik ediyorsunuz. Normalde yurtdışından almayız severiz halbuki. )

AXA Sigorta – Yol Güvenliği Reklamı / Yıl: 2018

İletişimin akademik anlamda eğitimini lisans ve yüksek lisans düzeyinde almış, yaklaşık 10 yıldır ajans ve kurumsal tarafta çalışan biri olarak söyleyebilecek herhangi bir sözüm bulunmuyor maalesef. Her seferinde tekrar ettiğim gibi bu dünyada Mısır denilen ülkenin bile kendine has bir reklamcılık ekolü varken biz Türklerin, sözde böyyyyyük Türk reklamcıları tarafından üstümüze yaptıştırılan jingle, ünlü kullanımı ve bilumum eski şarkının üstüne yeni söz yazma saçmalıklarından kurtulamamamız ve üstüne üstlük bir de böyle düşünmeden, araştırmadan, kolayına kaçarak yaptığımız üretimlerin ne bizi ne ülkemizi ne entelektüel seviyemizi ne de sektör itibarımızı ileri götürme şansı maalesef yok. İşiniz ve sektörünüzle ilgili yurtdışından arkadaşlar edinin dostlarım. Yazar mısın, yabancı yazarlarla muhabbet edin. Dünya djitalleşiyor diyoruz ya artık bu çok kolay. Sanat yönetmeni misin, o zaman yurtdışındaki art director’larla hasbihal edin ve o zaman ne onların suratına bakmaya yüzünüz olacak ne de ileride bu mesleğin inceliklerini size soran kendi ülkenizin yeni nesillerine…

Düşünmüyoruz, hazır yapılmışı varken kopyala – yapıştırdan vazgeçemiyoruz!

Üzülüyorum.

Sevgiler.

Yazarı Twitter’da:

Leave a Reply

5 comments

  1. Hakan Uçar

    Senior, tweetlerinde de çokça denk gelir oldum. Lütfen “yurt dışı” kelimesini ayrı yaz 🙂 Çok sevgiler.

  2. Gökhan

    Yok artık!

  3. Dil Derneği’ni referans almamın sebebi TDK’nın manipülatif ve yanlı kararlarıdır. Çoğu örnekte (bunları tek tek tartışmak aylar alır) TDK, çoğu kelimenin yazımı için dil uzmanlarının kararlarını ve Türkeçemizin genetiğini düşünmeyerek karar almış ve bu siyasi tavrı sonucunda kurumdan evvel zaman içinde ayrılan idealist uzmanlar Dil Derneği’ni kurmuştur. Dil Derneği’nin hakkımızda kısmından daha detaylı bilgi alınabilir. Amaç Türk dilini korumak ve yüceltmektir. TDK bu misyonundan uzaklaşalı yıllar olmuştur. Çalışmalarına siyasi erklerin baskısı altında devam eden bir kurumu referans almayı karakterime zül sayarım. @gökhan