Kim ne derse desin, yeni nesil ne kadar hayta olursa olsun, tahammül etsek de etmesek de yeni nesil diye işaret ettiğimiz ve bana göre 1995 yılından sonra doğanlar ve çoğunluğun ortak düşüncesine göre 2000 yılından sonra aramıza katılanlar, hepimizin geleceğini şekillendirerek bize en güzel cevabı verecek.

Önceki kuşakların ilmek ilmek ama bilinçsizce ve kontrolsüzce dokuyarak bizlere miras bıraktığı kültürel değerlerin, toplumsal normların ve ortak aklın bu nesil için hiçbir şey ifade etmediğini bizzat gözlemliyor ve deneyimliyorum. Bu nesil, kendinden önce ne varsa, ne yapılmışsa ve kendine ne öğütlenmişse hepsini biliyor, idrak ediyor ama gerçek şu ki zerre kadar umursamıyor ve sallamıyor.

Özetle; kendi kültürünü, kendi mizahını, kendi değerlerini ve kendi sarkazmını kümülatif bir şekilde yaratan ve yarattıklarını kendinden sonraki kuşaklara aktarma kaygısı gütmeyen bu gençler, her ne yapıyorlarsa zevk almak, gün geçtikçe artan reel mutsuzluktan, kaos ortamından kurtulmak ve anı yaşamak için yapıyor.

Çok da iyi yapıyorlar! Reklam sektörü de dahil aslında herkesin umudu bu gençler. Sir Ken Robinson, okullar yaratıcılığı öldürüyor dese de ki kesinlikle öyle, ölmeyen, yaşamaya devam eden ve bu kıyımın içinden kurtulacak olan biri ya da birileri olacaktır. Bu kişilerle çalışmanın bizlere yepyeni şeyler öğreteceği ise kaçınılmaz bir gerçek.


2


3


9e


4


Sir Ken Robinson’ın, ”Okullar Yaratıcılığı Öldürüyor” temalı harika TED konuşmasını da izlemenizi öneririm.

www.youtube.com/watch?v=cusZ_0b7Vxw

Leave a Reply