KARMA

Deri ceketime ellerimi soktum ve son bir gayret ile karşı kaldırıma geçtim. Yağmur etkisini arttırmıştı ve saçlarım bozulmuştu. Bu durumdan nefret ediyordum. Saçlarımı arkaya doğru atıp ıslanan elimi pantolonuma silerek barın kapısını açtım. Henüz gece yarısı olmamıştı fakat akşamı da geçmişti. Kapıdan baktığımda yoğun bir sigara dumanı ile karşı karşıyaydım.

Tabureye oturdum ve bir bira söyledim. Şişede ve soğuk. Bardağın altına peçete koyacak kadar fakir bir bardaydım ancak peçete bir bardak altlığından daha çok işime yarayacaktı. Saçlarımı ve yanaklarımı kuruladıktan sonra barmenin dikkatini çekmiş olmalıyım ki bir tutam peçete uzattı bana. Yaklaşık üç dört adet. Hepsini kullandım ve teşekkür ettim. Üzerinde, barın simgesi olan kibriti işaret ettim, barmenin gözlerini, tebessümün ardından kısarak onay vermesi ile kibriti önüme aldım. Sigaramı yaktım. Nedense canım çok sıkılıyordu ve bu akşam kafamı dinlemek mi yoksa kalabalığın arasında yalnızlaşmak mı istiyordum, emin değildim.

‘Seni ilk kez görüyorum.’ dedi sarışın bayan. ‘Bu normal.’ dedim ve biramdan bir yudum aldım. Soğuk davranma niyetinde değildim fakat kimseyle konuşmak istemiyordum. Belki barmen ile laflayabilirdim bir süre. Varlığını çok fazla önemsemediğim gibi, yanımdan gidişini de pek fazla hissetmedim sarışın bayanın. Barın üzerinde duran kocaman geyik kafasının boynuzlarına odaklandım. Berbat şarkılar çalıyordu ve müzik kutusuna gidip güzel bir şarkı açtım. Müzik kutusuna yakın bir yerde olan locaya tek başıma kuruldum. En az altı kişinin oturacağı bir locada kendi egemenliğimi kurdum, elimdeki tek bir bira ve biraz cips ile.

Garsonlar gezmiyordu ve diğer bira için tekrar ayaklanıp barın önüne geldim. Barmen, neden tek başıma oturduğumu sordu. Bilmediğimi söyledim. Cümlemi bitirir bitirmez tabureye tekrar oturdum. Yaklaşık bir saat barda lafladıktan sonra barın dışına çıktım. Diğer sigaramı yaktım ve yürümeye başladım.

Yolun karşısında ve biraz uzak sayılacak yerde güçlükle yürüyebilen bir kız geliyordu. Ne kadar bakmak istemesem de, gözlerimi ondan alamıyordum. Alkolü fazla kaçırmış olabilirdi, kafası güzel olabilirdi, aklıma her şey geliyordu. Duvara sağ eli ile dayandı ve yolda kimse yoktu. Yardım etmek için kolundan tuttum ve iyi olup olmadığını sordum. Evini güçlükle tarif etti. Taksi geçmiyordu ve araç bulmak için bir seçeneğim yoktu. Yardımımla yürüyebileceğini söyleyince devam ettik yürümeye. Kolunun serinliğini ensemde hissediyordum. Çok fazla uzak değildi fakat yavaş adımlar zamanımızı alacak gibiydi. Glenn St’e geldiğimizde parmakları ile evini işaret etti. Anahtarları cebinde ses çıkarıyordu ve evin girişine geldiğimizde ona hissettirmeden anahtarlarını çıkardım. Kendi evimmiş gibi kapıyı açtım. Konuşamayacak kadar yorulmuştu ve kapıyı açık görünce içeriye doğru ilerledi. Kapının girişinden bir adım atarak gidişini izledim ve yürüyebiliyordu zor da olsa. Salona gelince yere yığılır gibi oldu. Kim olduğunu bilmiyordum içeride fakat girdim. Kanepeye yatırdım. Evde kimse yoktu, durumu anlatan bir not yazdım ve başucuna bıraktım. Kapıyı ve ışıkları kapatarak evden çıktım.

Son sigaramı içtim ve yeni bir paket almak üzere benzinliğe doğru yürümeye başladım. Eve gitmek istemiyordum. Yorgunluğum vardı fakat tekrar bara döndüm. Barmenin ‘yine mi sen’ edasındaki gülüşü ile karşılandım. Bütün bunlar sarışın bayana kabalık ettiğim diye olabilir miydi? Karma etkisini bu kadar çabuk mu gösteriyordu bu gece? Kalabalıklaşan barın ortalarında arkadaşları ile sohbet eden sarışın bayanın yanına gittim. Kabalık ettiğimi söyledim ve bardan çıktıktan sonra birisi ile karşılaştığımı, onu evine bırakmak zorunda kaldığımı anlattım. Karmaya inanmıyordum fakat güzel bir sohbet başlangıcıydı. Her ne kadar iyi davranmak istesem de pek fazla eğlendiğim söylenemezdi. Tekrar tabureye dönebilirdim fakat ya karma etkisini gösterirse? Sonuç olarak ihtimal üzerine davranmak mantıklı gelmedi. Sarışın bayandan uzaklaşıp bardan çıktım.

Yirmi dakika yürümem gerekiyordu eve dönmem için. Fakat hala eve girmeyi istemiyordum. Bu saatte kahve iyi gelebilirdi. Ev arkadaşımın çalıştığı kahve dükkanına gittim. Masaya oturdum ve ona da başımdan geçenleri anlattım. Kahveyi getirirken gözlerinde yorgunluğunu görebiliyordum. Fincan adeta titriyordu ve masaya koyarken dengeyi sağlayamadı. Üzerime dökülen kahve, cehennem sıcağı gibiydi. Karma? İnanmak için doğru zamandı.

Sarışın bayanı bulmak zorundaydım. Fakat o gece yürüyemeyecek kadar hasar almıştım. Evine bıraktığım kıza notumda iletişim bilgilerimi de bırakmıştım. Kafasına takılan bir şey olursa bana sorabilmesi için. Üç gün sonra beni aradı ve yemeğe davet etti. Gitmezsem başıma kötü şeylerin geleceğini düşünüyordum. Daha doğrusu karmadan korkuyordum. Gitmek zorunda hissettim kendimi ve bir şişe şarap alarak akşam yemeğine gittim. Kapıyı açtığında içeriye davet etti. Masayı güzelce hazırlamıştı ve üç tabak vardı. Kimin için olduğunu sorunca ablasının da bize katılacağını söyledi. Arkamda kalan odanın kapısı kapandı ve içeriye sarışın bayan girdi. Birbirimizi tanıyorduk fakat kardeşi için nedense ilk defa tanışıyor gibi davrandık. Birbirimizi süzerek yemeği yedik. Onunla konuşmadığım için kızgın, fakat kardeşine yardım ettiğim için minnettardı. Kardeşi ise durumdan habersiz, yardımım için minnettardı. Bense, bu iki bayanı tamamen aklımdan çıkarıp, karmadan nasıl kurtulacağımı düşünüyordum. Yardım ettiğim için karmanın bunu olumlu karşılayacağını düşündüm. Kendimi affettirmiş olmalıydım.Yemeğin ardından şarabı fazla kaçırarak eve yürüdüm.

Kapıya geldiğimde anahtarlarım için ceplerimi yokladım fakat yoktu. Anahtarımı evde unutmuştum. Karma için iyilik yapmak gerekmiyordu. Belki de böyle bir şey hiç var olmamıştı. Benim kafamda kurduğum saçmalıklardan birisiydi.

Karmaya olan inancımı tekrar kaybederek üç saat eve birisi eve gelene kadar bekledim.

Konuk Yazar: Fadli Çınar

Leave a Reply