Cebimden pakedi çıkardığımda, yorgun bir ses önce ‘içemezsin’ dedi, ardından bir tane de kendisine istedi.

Psikoloğa geldiğimde bunun zorunluluk olduğunu belirttim. Herhangi bir problemim yoktu ve orada olmamı isteyen kişi sayısı oldukça fazlaydı. Deli olarak görüleceğimi biliyordum fakat hep bu psikolog algısını merak etmişimdir. Önündeki kağıt kalem ile neler yapıyorlardı, gözlüklerini oynatarak kurdukları karmaşık cümleleri kimbilir kaç kişiye söylüyorlardı, masadaki aksesuarlar ne kadar da sanatsaldı, duvardaki tabloları ise nereden bulmuşlardı, hep merak ettiğim konular arasındaydı.

Sohbet etmek için ilk cümleyi benim kurmamı bekleyecek kadar basit birisi vardı karşımda. Filmlere konu olan bu klişe hareketi ile duvardaki tablolaşmış diplomalar ve yapılan uzmanlıklar anında yok olmuştu. Bir süre sonra kendim şekil verdim, kaldırılan çerçevelerdeki diplomalar yerini kafamdaki birkaç kelimenin soyut haline bıraktı. Daha sonra bir film afişi ekledim. Kendime eğlence arıyordum. Tekrar ediyorum, ben deli değilim. Fakat oldukça sıkılıyordum ilk dakikalarda.

Benden beklenen sorun için bir cevap bulmalıydım ve açıkçası iç dünyamın herhangi bir parçasını dış dünyaya açacak değildim. Özellikle bu kişi hiç görmediğim birisi ise. Evet oldukça seksi ve güzel birisi karşımdaki. Erkek olarak zaaflarım bu durumda ortaya çıkabilirdi. Tedavi olmaya can atan tiplerden olabilirdim. Verdiğim paranın karşılığını seans süresince karşı tarafı süzerek geçiren insanları düşünerek geçirmek çok saçmaydı. Gözlüklerini, parmaklarının arasındaki kalemle oynatarak benden bir cevap bekledi. Sorun; ‘Her şey tekrar başlayacakmış gibi hissediyorum.’ cümlesi ile ortamızdaki sehpada duruyordu öylece. Kelime yığını olarak, ikimizinde görebildiği, benim yazdığım, onun ise okuduğu şekilde. Benim inanmadığım, onun odaklandığı.
-Biliyorsunuz, ben deli değilim.

+Evet, oldukça akıllısın.

-Peki bu konuşmaları yapmak zorunda mıyız?

+Hoşuna gitmiyor mu?

Kafamı kurcalıyordu. Hoşuma gitmesini nasıl düşünebilirdi ki? Bunun garantisini günlük hayatta ben kendi kendime veremiyorken beni buna sürüklemek için bu saçma cümleleri kurmasına ne gerek vardı? Koltukların deri olması tek olumlu yöndü odadaki. İyice yayıldım. Arkama yaslandım ve tavana diktim gözlerimi. Lambaları yok ettim, ve sorunu düşündüm. Bazı mutluluklar da tekrar yaşanıyordu. Bazı üzüntülerim ise kısa süre sonra birkez daha ortaya çıkıyordu. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Dejavu denen şey, hergün önüme servis edilen aynı yemekten başka bir şey değildi. Bunu karşı tarafımdaki bayana anlatmak için fazla isteksizdim. Bir süre sonra kendimi kaptırdım ve gözlerimi ona diktim. Sorunu düşünmeyi bıraktım ve ona odaklandım. O da, kendisini süzmemi istermiş gibi karşımda sandalyesinde bir sağa bir sola hareket ediyordu. Topuklu ayakkabısının cezbedici duruşu ile güç alıyordu.

O tiplerden biri olmak tamamen saatimi doldurmak üzereydim. Yaklaşan sonum için seans fazla durgun geçmişti. Fakat benim kurmadığım bir ton cümle, onun ise benden ayırmadığı gözleri vardı. Şimdi düşününce o önündeki kağıt kalem gerçekten gereksiz bir gereçti. Onu etkilemek için oraya güzel bir hikaye ekleyebilirdim. Hikayelerimden konuşabilirdik ve ona özelimi açabilirdim. Fakat bunu onun keşfetmesi gerekiyordu. Artık aynı oda içinde, duvarları kelimelerin benim koyduğum, fakat her şeyin sahibinin o olduğu, avizeyi yok edip tavana güzel bir cümle bıraktığım, sehpanın üzerinde benim uydurduğum bir sorunun olduğu odada, gözlerimizi kırpmadan birbirimizi kesiyorduk. Bunu yanlış olması daha bir heyecan katıyordu duruma ve gözlerimizi ayırdığımız zamanlar ise kapıyı kontrol etmek ve pencereden dışarısını gözetlemekten ibaretti. Odada gezmeme izin verdiği için şanslıydım.Masasını inceledim ilk olarak. Vitrindeki eski antik aksesuarlara daldım. İlgiliymiş gibi bir hava yayıyordum odaya. Döndüğümde ise gözlüğünü biraz daha indirerek bana bakıyor, gömleğinin bir düğmesi açılmış durumdaydı. Adımlarım lüks halıların üzerinden ona doğru otomatik olarak ilerlemeye başladı. Yasak olan bir şeyin yapılmasına doğru giden adımlarla sonucu kafamda kurmaya başladım bile. Kimse görmeyecek, kimse bilmeyecek, karşılıklı olacaktı. Seans bitimine çok az bir süre vardı. Hızlı olmalıydı. Aramızdaki kimyanın verdiği etki ile sahip olduğu odada yarattığım güç karşı konulamaz bir durumda etkileşime sürükledi bizi. Bu durumdan ikimizde memnunduk. Yanına yaklaştığımda tekrar topuğundan güç aldı ve bana doğru döndü. Eğildim ve ona iyice yakınlaştım. Sorunu çözmek adına konuşacak bir şeyimiz yoktu, fakat gerçekleşecek eylem ikimiz içinde heyecan verici olacaktı. Baştan çıkmış olmanın dayanılmaz hafifliği. Seans bitimine kadar birbirimizi tedavi ediyorduk.

Sona geldiğimizde bana söylediği sorunun gerçek olup olmadığını sordu. Sorun benim için gerçekti. Her şey yeniden başlıyordu benim için. Ardı arkası kesilmiyordu. Mutlulukların ve üzüntülerin.

Cebimden pakedi çıkardığımda, yorgun bir ses önce ‘içemezsin’ dedi, ardından bir tane de kendisine istedi.

Yazar: Fadli Çınar

Leave a Reply

1 comment