Dijital dönüşümün yaşanması her sektörü olduğu gibi dizi/film sektörünü de etkilemiştir. İnternet ortamı ve yeni medya enformasyonları, insanların zaman ve mekanla olan ilişkisini yeniden şekillendirerek zaman algısını değiştirmiştir. Artık televizyonda olduğu gibi “prime time” vd. zaman kategorilerini kullanmak zorunda değiliz. İstediğimiz herhangi bir televizyon programını internet üzerinden izleyebilmekteyiz. Hatta öyle ki, artık dizilerin sansürsüz halleri İnternet ortamına kendi yayın kanallar tarafından yüklenmektedir. Dizilerin sansürsüz halinin daha dikkat çekici olduğunu söylemek mümkündür. Öte yandan dijitalin gücünün küçümsenmemesi gerektiğini söylemeliyiz. Çünkü büyük bir segment olarak karşımıza çıkmaktadır. Mesela çok sevdiğim ve “Keşke hiç bitmeseydi” dediğim dizi olan “Behzat Ç” dizisi için Vodafone sponsorluğunda “Cep Dizi” çekilmiş ve sadece internet ortamında yayınlanmıştır. Bir diğer örnek ise “Ulan İstanbul” dizisinin son birkaç bölümünün televizyon yerine İnternet ortamında yayınlanmasıdır. Öyle görünüyor ki, televizyondan internet ortamına doğru kayan büyük bir kitle mevcut ve bu kitle için dizi filmlerin internet ortamına taşınması işlemi daha da hız kazanacak.

Dizi filmlerin internet ortamına geçiş sürecinin bir anda televizyon yerine internet ortamında yayınlanmaya başlaması olarak bakamayız. Çünkü, süreç içerisinde Tivibu gibi IpTv uygulamaları geliştirilmiş ve internet üzerinden yayın aktarımı yapılmaya başlanmıştır. Lakin ilerleyen süreçte bu uygulamalardan ziyade direkt internet ortamında aktarımın yapılacağı fikrine kapılmak yanlış olmazsa gerek. Çünkü günümüzde internet kullanım oranı ortalama %5 artış göstermektedir. Bunun nedeni ise eski jenerasyonunda internet kullanımına başlaması olarak değerlendirmek mümkündür.

Tabi ki, bu dönüşüm durumu reklamcıların da gözünden kaçmamıştır. Yeni medya reklamcılığının, geleneksel reklamcılığa göre çok daha etkili olmasını sağlayan pek çok etmen bulunmaktadır. Reklamcılar da, doğal olarak internet ortamlarına yönelmişlerdir. Bu noktada geliştirilen bir reklam türü de Banner Reklamlardır. Banner, Vikipedi tanımına göre “Banner (Türkçe: “Manşet, Büyük başlık, Pankart”) Reklam ve tanıtım amaçlı hazırlanan, Web siteleri ile gazetelerde başlık ya da alt kısmında yer alabilecek ölçülerde ya da afiş olarak, tasarlanmış kurumsal iletişim öğesidir.” Şeklinde tanımlanmaktadır.

Bannerların geçmişine baktığımız zaman internet teknolojilerinin gelişmesine kadar gittiğini diğer bir deyişle internetin ortaya çıkışıyla aynı tarih aralığına denk geldiğini görebiliriz. İnternet reklamlarının hızlı ve ani değişim göstermesine karşın banner reklamlar hala sıkça kullanılmaktadır. Fakat, artık eskisi kadar geçerliliğinin kalmadığını söyleyebiliriz. Bunun en başlıca nedeni olarak, internet ortamında tüketicinin ilgi düzeylerinin bilinebilir olmasına karşın doğru segmentasyonun sağlanamaması ve tüketicinin ilgisini çeken ürünler ile ilgili reklamların gösterilememesi olduğunu söylemek yanlış olmazsa gerek. Günümüzde “Big Data” diye bir şey var ve tüketici segmentasyonunun sağlanamaması büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan banner reklamların etkileşim oranı çok düşüktür çünkü çoğunluğuna yanlışlıkla tıklanmaktadır. Banner reklamların gösterim sıklığı da bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir reklamcı adayı ve bir tüketici olarak, özellikle YouTube kanalında bir video izlerken karşıma sıkça çıkan banner reklamlar ve bazı diğer reklam türleri işletme hakkında olumsuz bir tutum oluşturmama neden olmaktadır. Eminim bunu böyle düşünen bir tek ben değilimdir. Bu nokta da bir şeyler söylemek gerekirse günümüz Z kuşağı paylaşıma meraklı bir kuşaktır. Aynı zamanda bu kuşağın paylaşım alışkanlığına ve hızına yetişmeye çalışan Y kuşağı ise göz ardı edilemez bir konumdadır. Çünkü, Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğu gençtir. Yeni medyanın paylaşım ve erişim olanağının yanı sıra hız faktörünü de ele aldığımız zaman tüketicinin bu tutumunun yayılması işletmeler için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Zira tutumlar bir anda gelişip sonlanan şeyler değildir. Tutumlar bir süreç içerisinde ilerlerler. Aynı zamanda tüketici, yeni medya ortamlarının da katkısıyla artık sabırsız davranmaktadır. Bu yüzdendir ki, eskiden marka içeriği yeterliyken günümüzde içerikli marka olmak önem kazanmıştır. Sabırsız davranan tüketici artık işletmelerin yaydığı enformasyondan daha çok marka hakkında diğer tüketicilerin tutum ve davranışlarına göre kendi tutumunu oluşturmaktadır. Bu nokta da tüketicinin karşısına aşırı derecede çıkan banner reklamları etkili olmaktan ziyade olumsuz bir etki yaratmaktadır.

Banner reklamlarını, Açıkhava reklamlarına benzetmek doğru bir benzetim olacaktır. Günlük yaşam içerisinde sıklıkla Açıkhava reklamlarına maruz kalıyoruz fakat bu reklamlar çoğumuzun dikkatini çekmiyor, doğal olarak da etkileşim kurmuyoruz. Bu durum internet ortamında banner reklamlar için geçerli olmaktadır. Banner reklamların Açıkhava reklamlarından bir farkı yoktur çünkü dikkat ve ilgi çekici değillerdir. Artık banner reklamlarının ölümünün kaçınılmaz bir son olarak gerçekleştiğini ve günümüz hızlı değişen dinamik reklam yapısı içerisinde yer edinmek isteyen işletmelerin yeni yeni reklam model ve uygulamalarına yönelmesi gerektiğini söylemek yanlış olmazsa gerek.

Tabi bu nokta da, artık geçiş butonu olmayan kısa süreli video reklamlar da gösterimde olan videonun içerisine yerleştirilmektedir. Lakin, işletmelerin daha çok tutundurma amacıyla yaptığı bu eylemin de tartışmaya müsait çok yönünün olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu başka bir konu olarak tekil değerlendirilmelidir.

Görsel Tasarım: Oğuzhan TOPAL

Yazar: Oktay EMLİK

Leave a Reply