Sanıyorum ki artık cinsiyetçi yaklaşımlara, cinsel ayrımlara az çok tepki veren bir toplum olduk.

Bugün feminist toplulukların da, bu konuda duyarlı kadın ve erkek bireylerin de herhangi bir temada dikkat çektiği noktalardan birisi haline geldi bu konu.

Ne mutlu…

Fakat yeterli mi? Asla!

Feminist topluluklar, duyarlı bireyler zaten bu konunun çalışanları. Bir şeylerin yeterli olabilmesi için etki gücü yüksek bireylerin, kurumların, yalnızca feminizm temalı olanlar değil, küçük-büyük tüm toplulukların bu konuda üstüne düşeni yapması; ve diğerlerini üstüne düşeni yapması konusunda uyarması.

Özellikle medya sektörünün algı oluşturmak ve yönetmek gibi kabiliyetleri olduğunu düşünürsek en can alıcı ve dikkat edilmesi gereken nokta ve üzerine çokça şey düşen sektör medya sektörüdür.

Diziler, filmler derken reklamlar da bu konuda hataya düşmeye başladı.

Bakınız Migros’un “Temizliği Yürekten Sevenler” reklamı;

Reklamı beğendim mi evet beğendim. Tarz olarak orijinal olmasa da iş görür bir konsept.

Fakat reklamın detaylarına indiğimizde aynı şeyi söylemek zor.

Reklamın temasını “Temizliği Yürekten Sevenler” olarak belirledikten sonra reklamda yalnızca kadın oyuncu oynatmak insanı düşüncelere itiyor.

Biz her gün biraz daha fazla kadın işi-erkek işi ayrımını yıkmaya çalışsak da, herhangi bir şeyin sadece kadın ya da erkeğe atfedilmemiş görevler olduğunu megafonla bağırsak da bir yerlere sesimiz gitmiyor demek ki.

Hem de bu kadar genel bir konu olan temizliği bile yalnızca kadın üstünden işleyebiliyorsak, biraz kurcalasak daha kalın kırmızı çizgilerle karşılaşacağız sanırım.

“Fazla mı hassas davranıyorsun canım?” yorumlarını duyar gibiyim.

Belki hassasım, belki olması gereken bu, belki de daha fazlası…

Ama şuraya dikkat çekmek isterim ki insanların yaşadığı tüm büyük olaylar tek bir hareketle başlar.

Ülkeler birdenbire krize girmez, savaşlar birdenbire çıkmaz ve norm halini almış hiçbir şey birdenbire onaylanmaz.

Su bile ilk girdiğinizde soğuktur, zamanla alışırsınız, güneş sokağa ilk çıktığınızda yakar sonra duyarsızlaşırsınız.

Velhasıl kelam durumlar küçükken tepkimizi gösterelim ki büyük sıkıntılarla baş etmek zorunda kalmayalım.

Birazcık da eleştirdiğimiz tarafa söz hakkı tanıyalım, savunmasını dinleyelim isterim aslında.

Çünkü bunun bir de “amacımız asla böyle bir mesaj vermek değildi” savunması var.

Şimdi sorsak ne Migros ne çalıştıkları reklam ajansı bu mantalitede insanlardır.

Ben de bu noktada şunu söylemek isterim; sen ki koca Migros sen ki koca Serdesin, toplumun bu kadar hassas olduğu bir noktayı nasıl görmezden gelirsin?

Görememişim diyeceksin; onlarca reklam filmini yayından kaldıracak böyle bir konuyu görememen camiayı üzer.

Demem o ki erkekliğe yakıştırın artık şu paspası da, eşitliği de, empatiyi de…

Yazar: Rana Sır

#kadın #erkek #cinsiyet #Migros #temizlik #feminist #feminizm #reklam #advertising #marka #tanıtım #ajans #reklamajansı #cinsiyetçilik #eşitlik #serdesin

Leave a Reply

4 comments

  1. Nazif

    Bir reklam ajansının toplumun gerçeklerinden uzak bir reklam hazırlaması ne o ajansın ne de markanın işine gelir. Sırf cinsiyetçi gözükmemek için temizlik yürekten sevenler konulu bir reklamda erkekleri oynatmak, ajansın intiharı olur.

    Türkiye’de yaşıyoruz, malesef ki ev işlerinin, kadınların zaruri görevi olduğu bir ülke burası, ev erkeği diye bir meslek yokken ev hanımı diye bir mesleğin resmi kayıtlarda bulunduğu bir ülke. Böyle bir ülkede reklamda temizlik yapan erkek oynatamazsınız, oynatsanız da o reklam tüketici ile etkileşime geçemez çöp olur. Lütfen, cinsiyet ayrımına karşıyız diye her gördüğünüz şeyi engellemeye, kaldırtmaya çalışmayın. Önce şu soruyu sorun kendinize, kadına cinsiyetçi kalıplar biçen toplumda mı sorun vardır yoksa o toplumun özelliklerini yansıtan sanatçı mı sorunludur? Şimdi kalkıp bu tarz reklamlar toplumun cinsiyetçiliğini pekiştirir saçmalığını iddia etmeyin. Bu ülke de reklamlar yokken de kadınlara karşı ayrım vardı! Reklamları değiştirerek, filmleri değiştirerek, şarkıları değiştirerek toplumu düzeltemezsiniz. Değişim yukarıdan aşağıya yapılmaz, aşağıdan yukarı yapılır! Önce bireylerin değişmesi gerekir, kadına güç vermek ve kadının güç kazanması için gerekli imkanların artırılması gerekir. Ama aksini yapıp ben toplumu yukarıdan aşağı değiştireceğim diye reklamcıya, yönetmene, sanatçıya ve medya patronlarına kafa tutarsanız elinize hiçbir şey geçmez. Hadi medyayı değiştirmeyi başardık diyelim yine elimize birşey geçmez bu sefer de halk kendi alternatif medyasını oluşturur (ör, youtube vb.) ve bu alternatif medyada da cinsiyetçi söylemler dönmeye başlar.

    Bireyden başlayarak toplumu değiştirmediğiniz sürece medya halkın nabzına göre şerbet vermeye devam edecektir. Açın piyasanın temel ilkelerini okuyun, arzlar taleplere göre şekillenir! Toplum cinsiyetçi kalıplara sahip olduğu sürece o toplumun içindeki tüketici de medyadan cinsiyetçi söylemler bekler ve bu beklentisi medyayı şekillendirir.

    • Rana sır

      Bizler bireyleri degistirmek icin uğraşırken bizi destekleyecek ergümanlar arıyoruz.
      Ben cocuguma doğru bildiğim ve bu konu adına konustugumuzda gercekten dogru olan seyleri ögretirken günün neredeyse tamamını bağladıgimiz medya beni yalancı cıkarirsa, bunu da onca insanın önünde hic cekinmeden yaparsa hangi öğretinin akılda kalacagı bariz.
      Bir reklam ajansı toplumun tüm unsurlarıyla icice yasamak zorunda.
      “Bu toplum bunu yer” mantığında yapılan tüm reklamlar ucuzluk kokar.
      Kaldi ki bu reklama yerlestireceginiz erkek oyuncu kimseden tepki toplamayacaktır.
      “Temizligi kadın yapar” algısını beynine islemis dar görüsler haric.
      Bu konuya tepki verecek tek fikir: kadinin yerini evdeki temizlik olarak gören fikirdir.
      Sanat da sanatçı da doğru bildigi seyi yapacak, bunun dısında bir sorumluluk yükleyemem. Kalkip bana bu kurumun da ajansinda görüsü bu dediginiz sürece ,yalnızca bu yazı icin konusursak, kınar ve tartısmam. Dinlemek isterse anlatirim.
      Ama bugün sorsanız hepimiz kadin hakları savunucusuyuz, koskaca kurumların hepsi sponsor olmak icin 8 marti bekliyor.
      O zaman bu ne yaman çeliski!
      -Ben birey icin ugrasırken medya benim karsımda olusturdugu kitleyle durmamalı; eğer ayni seyi savunuyorsak aynı dilden konusacağız.
      “Bunu medya yapamaz” ı asla kabul etmiyorum.
      Dilerseniz size anlatabilecegim onlarca,kitleler tarafindan verilip kazanilmis mücadele var.
      Bugün bu kitleleri ve algilari olusturmayi, var olani yönetmeyi, yönetilen icin süreklilik sağlamayı en iyi yapanın medya oldugu gercegini ise tartısmamaliyiz bile.
      E o zaman icler dıslar carpımından aynı yere geliyoruz.
      Bi ajans, bir kurum kendiyle celismeden dogru bildigi seyi yapmalı.
      Herkes yapana kadar biz konusacağız.
      Başka soru ve sorun?

  2. merhn

    bır ‘erkek’ olarak rana hanım’a katılıyorum. temızlıgı kadın yapar algısı kabul edılemez bır asagılamadır.

    • Rana Sır

      Teşekkür ederim Merhn Bey.
      Kadın-erkek herkesin desteğine ihtiyacımız var. Kadın olmayıp, empati kurabiliyor olmanız takdir edilesi.