“Olabilirmiş, çok da sürpriz değilmiş.”

Herkesin bildiği üzere geçtiğimiz haftalarda Kristal Elma Ödülleri sahiplerine kavuştu. Ödül törenin en heyecanlı bölümü tabii ki Büyük Ödüller’in sahiplerinin açıklanacağı andı. Tekrar hatırlatmak gerekirse, Basın kategorisinde Leo Burnett İstanbul’un McDonald’s için yaptığı “Öğlen 12’den 3’e” çalışması Basın Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

Ben de hiç zaman kaybetmeden Leo Burnett’in Creative Group Head’lerine aynı zamanda Basın Büyük Ödülü sahiplerine merak edilenleri sordum. Yavuzhan Gel ve Çağlar Cengiz’e beni kırmadıkları, bana zaman ayırdıkları için sonsuz teşekkürler.

Kristal Elma Basın Büyük Ödülü almak sizin için ne ifade ediyor?

Bu soruya cevap vermeden önce iki şeyi açıklığa kavuşturmam gerekiyor. Yani bu ödülün ne ifade ettiğini tam olarak anlatabilmem için önce Kristal Elma ve genel olarak ödüller hakkında ne düşündüğümü söylemem gerek.

İlk olarak herkesin bildiği bir noktaya değineceğim. Bu ödüller bize tüketici tarafından verilen ödüller değil. Sektör tarafından verilen ödüller. Belki çok aşikar bir noktaya değindiğimi düşüneceksiniz ama bunu öncelikle aklımızın bir köşesinde tutarsak rahatlayacağız. Bu, ödüllerin değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Çoğu dahi olduğunu, biraz daha az bir kısmı odadaki en zeki insan olduğunu, bayağı küçük bir kısmı da normal biri olduğunu düşünen sektörümüzün mutlaka bir bildiği vardır. Ben ödül verilen işleri, daha çok bir niyet beyanı veya temenni olarak görüyorum. Sektörün geleceğine dair ipuçları da barındırabilir, ödül verilen işler.

İkinci olarak, özellikle basın dalında kazanan işler için söylenen, “neden görmüyoruz bu işleri” feryadını da anlamıyorum. Samimi olarak söylüyorum, eğer değerlendirilen yaratıcılıksa bence işlerin yayınlama zorunluluğu bile olmamalı. Ben bu festivalleri ya da ödülleri Milano’daki bir defilede gördüğümüz kıyafetlere benzetiyorum. Tabii ki o kıyafetleri sokakta görmüyoruz ama renk, desen, trend belirleyici bir tarafı da var. O kıyafetlerin daha yenilir yutulur hallerini bir süre sonra sokakta da görüyoruz zaten…

Reklam veren tarafından bu ödüllerin önemi de çalıştığı ajansın isterse bir Ferrari üretebileceğini görmesidir diye düşünüyorum. Ha reklam veren, Murat 131 istemeye devam edebilir. O ayrı mesele…

Bu uzun girizgahtan sonra cevabım, Kristal Elma Basın Büyük Ödülünü kazanmanın benim için anlamı şu: Sektörün dahi çocukları, “bu senenin en afili, en trendy otomobilini siz ürettiniz” demiş oldular. Ekibim adına teşekkür ederim hepsine…

Basın Büyük Ödül’ünü kazanmayı bekliyor muydunuz?

Basın ilanı tek seferlik bir şey. Bakarsın, beğenirsin, geçersin. 5-10 saniyedir saltanatı… Biz fikirlerimize en başından itibaren aşina olduğumuz için yayınlanma anına kadar sihrini kaybetme durumu oluyor, en iyi fikrin bile… Bu sadece basın ilanlarına has değil, tüm fikirler için durum bu…

Ben beklemiyordum açıkçası. Sürpriz oldu. Ama kazanan işi, ilk düşündüğümüz, sonrasında gördüğümüz anki heyecanı hatırladığımda, “olabilirmiş, çok da sürpriz değilmiş” diyorum.

McDonald’s işleriyle Basın Büyük Ödülü’nün yanı sıra farklı kategorilerde 5 Kristal Elma’nın daha sahibi oldunuz. Size göre yaratıcı işler çıkarmanın bir matematiği bir algoritması var mı?

Yaratıcılık öyle bir kelime ki bu sorunuza, on ayrı cevap verebiliriz, hepsini de uzun uzun tartışabiliriz. Ve iddia ediyorum, hepsi de doğru çıkar. Çünkü hepsi yanlış.

Ben burada reklam özelinde yaratıcılıkla sınırlı kalıp, onun da ne olduğu tartışmasına girmeyip, şunu söylemek isterim. Bence her reklam yaratıcısının alet kutusunda, probleme göre çıkarıp kullanabileceği aletler olmalı. Profesyonel bir iş yapıyoruz, milyonlarca lira sizin fikirlerinize harcanıyor. Kimsenin sizin ilham perilerinizin gelmesini bekleyecek ne zamanı, ne de parası olduğunu sanmıyorum. Yani bir tornavida var, o kesin. Tornavidayı tesisatçı olduğunuz için mi kullanacaksınız, bir seri katil olduğunuz için mi, yaratıcılığınıza kalmış.

Kendi çalışmalarınız dışında Kristal Elma’da ödül alan beğendiğiniz işler hangileri?

Lig TV’nin “Aşk bazıları için 6 harflidir” işlerini ilk gördüğüm anda çok sevmiştim. Yanılmıyorsam, bir o kadar duygulu Deplase Keyifler programından yola çıkılarak geliştirilmiş bir kampanya. Popüler kültürden aldığını, popüler kültüre veren mantığını beğeniyorum.

Siemens’in “Karıştıranlar” radyo spotları da -her ne kadar medyası bugünlerde eski önemini kaybetmiş gibi görünse de- bir radyo spotunda olması gereken her şeyi barındıran dört dörtlük bir iş…

Peki son olarak bizim gibi kariyerinin başındaki ve ödül motivasyonu yüksek olan gençlere bir şeyler söylemek ister misiniz?

Gençlere önerim, ödüllere gözlerini dikmeden önce, yaratıcı sorular sormanın yollarını aramaları. Ortalama zekanın üzerindeki her reklamcı, genç yaşlı fark etmeksizin, gerekli çabayı gösterdiğinde ödül alabilir. Ama sizi sağlam bir reklamcı yapacak olan, gelecekte alacağınız ödülleri, ödül almamış olsa bile doğru sorulara cevap vermiş sağlam işlerin yanına koymaktır. Sadece ödül için çalışmak, sürdürülebilir değildir.

Bugün sektör sizden, en azından doğru sorulara mantıksız cevaplar vermemiş olmanızı bekliyor. Enteresandır, bu bile sektörümüzde çok az bulunan meziyetlerden biri. Oysa yaratıcı sorulara vereceğiniz son derece mantıklı cevaplar, sizi sıra dışı ve aranan bir reklamcı yapacaktır.

Ateşinizin sönmesine izin vermemelisiniz. İçinde kül taşıyanlar için bu iş olabilecek en kötü iştir, bunu önceden bilin. Bir senenin 365 günü içinde sadece bir kaç gün için yapılır reklamcılık. Diğer günlerde size asıl düşense, o ateşi yanar halde tutmanın ve mümkünse daha büyük bir ateşe dönüştürmenin bir yolunu bulmanızdır. Umarım tüm bunları başarır, bir sonraki Kristal Elma’da bizim üzgün bakışlarımız altında, sahneden el sallayan siz olursunuz. 

McDonald’s’ın ödül alan tüm işlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Leave a Reply