Reklamcı Olmak İçin Reklamcılık Okumaya Gerek Var Mı?

Yazarı Twitter’da:

Bu soru üzerine verilen çok muğlak cevaplar olmakla birlikte benim bu konudaki düşüncelerim oldukça net. Alay candır!

Bir kefeye doktorluk, uzay mühendisliği, öğretmenlik, matematik profesörlüğü gibi alanları; diğer kefeye de pazarda limon satan abilerimizi koyun. Reklamcılık 2. kefede yer alır her zaman…

Trilyon sene reklamcılık okusak, milyar sene master yapsak, binlerce tez onlarca makale yazsak yine de reklamcı olmanın bir garantisi yoktur. Dünyanın en pahalı ve ünlü okulunda da okusanız bu mereti, olmayınca olmuyor kuralı bir işlemeye başlarsa her şey bitmiştir.

Halbuki azıcık istek, birazcık ışık, oldukça azim ve bir tutam da kararlılık varsa ilk adım gönül rahalığı ile atılabilir. Ben reklamcılık okuyanlar kervanındanım. Hazırlıkla beraber 5 koca yıl. 1 sene kadar da staj tecrübem var. Eğitim hayatıma ve yaptığım gözlemlere dayanarak oldukça net bir sonuca ulaştım.

Üniversitede at antrenörlüğü okumuş biri de reklamcı olabilir. Ve bu kişi o kadar iyi reklamcı olur ki okuduğum o beş seneyi beş dakikada silip atabilir.

Yeter ki bireysel bazda bir ışığa ya da şekillendirilmeye müsait bir hamuru olsun. Nice ustanın yanında bir sanat eserine dönüşebilir bu hamur. Sektörde onca adam ne reklamcılık okumuştur ne de türevi bir bölüm. İlk staj yaptığım ajansta çalışan bir reklam yazarının önceki işi barmenlikti. Yine aynı ajansta sinema televizyon okuyan bir yazar ve bir stratejist çalışıyordu.

Öğretmen, doktor, mühendis, sosyolog, ekonomist ve daha nice farklı alandan kişiler ekmek yiyor bu meslekten.

Reklamcılık ya da buna paralel bir bölüm okumuş nice insan da kpss yahut benzeri bir sınavla kamuyu düşünmekte, tamamen farklı alanlara yönelip kendilerini heba etmekteler. Her halükarda bu tarz soruların tek cevabı kendimizde saklıdır. Reklamcılığın okutulduğu alanlardan, yapıldığı alanlara gidip o havayı teneffüs etmek ve kendimizi tartmamız gerekiyor.

Kısa bir hesap yapalım;

Ülkemizde reklamcılık ve buna paralel bölümlerin içinde barındıran 20 üniversite olduğunu varsayıp  her bölümden düzenli olarak 40 mezun verildiğini düşünelim. 800 tane insan!

Bu kadar insanın reklamcı olması ya da hayal edilen o çizgi üstü reklam ajanslarında çalışabilmesi elbette mümkün değil.

Sonuç olarak;

Reklamcılıkla ilgili bir bölüm okumak yahut iletişimin herhangi bir dalında eğitim veren bir bölümden mezun olmanın getireceği faydalar olsa da bu durum nihai amaca ulaşmada oldukça etkisiz kalmakta ve bazen hiçbir işe yaramamaktadır bu faydalar.

Staj mülakatlarımda bana en son sorulan soru her zaman bölümüm ve okulum oldu. Kimi zaman ise hiç sorulmadı. Abartmıyorum, durum gerçekten budur. Ne reklamcılık okuyorum diye gaza gelmeye ne de okumuyorum diye kendimizi harap etmeye gerek var.

Yazımı ise okula başladığım ilk sene bize ders veren bir akademisyenin sözleriyle bitiriyorum. İsim vermem doğru olmaz çünkü şahsi bir izin almadım bu paylaşım için. Ama bu yazıyı okuyorsa bu kelamlar için ona büyük teşekkürlerimi sunarım.

‘’Bundan 4 sene sonra cebinize koyduğunuz en önemli şey yüksek not ortalamanız olmasın arkadaşlar. Size okul sınırları içinde farkındalık kazandıran o şey aslında bizim cebimizde. Kendi cebinizi doldurmaya bakın, bizimkini değil.  Mezun olurken cebinizde gerçekten elle tutulabilir şeyler olsun. Biz size, cebinizin nerede olduğunu ve elinizi nasıl kullanmanız gerektiğini, bu beyaz tahta üzerinde anlatacağız. Ama unutmayın ki el de sizin cep de sizin.’’

Yani,

Sihir kendimizde, ötelerde aramaya gerek yok.

Sağlıcakla kalın.

*20 binden fazla insan yanılıyor olamaz, gönül rahatlığıyla takip edebilirsiniz efendim:

 

(Not: Bu arada yazıma cevaben Celil Oker’in yazısını da okumanız da fayda var. Bilgi Üniversitesi hocalarından Sn. Celil Oker tarafından kaleme alınmış. Öncelikle Celil Bey’e bir teşekkürü borç bilirim. Deneyimiyle, bilgisi ve birikimiyle; önünde bir tüy kadar hafif olan şahşım, onun yazdığı yazıya karşı yeni bir yazı kaleme almayacaktır elbet. Yalnız biraz yanlış anlaşılmışım galiba. Sayın hocamın yazısını iki kere okudum ve benim yazımdan ulaştığı çıkarım, ‘eğitimin gereksiz’ olduğu düşüncesi olmuş. Beni maalesef yanlış anlamış. Eğitim elbette gerekli ama bizim alanda o kadar elzem değil! Benim ifade etmek istediğim; ülkemizde yer alan çoğu üniversitenin akademik kadrolarının farklı iletişim disiplinlerinden devşirme olduğudur. Yani bu üniversitelerde reklamcılık eğitimi almasak da reklamcı olabileceğimizi söylüyorum. Gazetecilik hocaları reklamcılık öğretiyor bu ülkede! 4 sene boyunca ajansların slideshare’e yükledikleri sunum dosyalarından istifa edip reklamcılığı öğrenen ve bize öğreten hocalardan ders aldım. Ne kadar acı değil mi? Lakin tekrar ve kabul ediyorum: reklamcılık okuyan reklamcı ile okumayan arasında fark vardır. Reklamcılık okuyanı makbuldür fakar zorunlu değildir. Aradaki fark oldukça belirsizdir ve maalesef bu farkı yaratacak bir üniversite sayın hocam; affınıza sığınarak söylüyorum ki daha açılmadı. Keşke sizin gibi sektör deneyimi bulunan değerli kişiler hoca olarak akademik saflara katılsa da birçok öğrenci bundan istifade etse. Parası olan da, olmayan da… Saygılarımla, Senior)

Leave a Reply

14 comments

  1. can

    o zaman at antrenörlüğüne geçiş yapıyorum brooo;)

  2. Senior Stajyer

    geç tabii ya 😛

  3. Seray Çırak

    Hocanın sözlerini çok farklı yerlere çekti benim fesat beynim. Yalnız, evet, reklamcılık okumanın hiçbir mantığı yok aslında. Dijital Ajanslardan birinde mülakata gittim. Benimle birlikte aynı pozisyon için milakata girenlerden biri bilgi işlem okumuştu diğeri de hukuk. Hukukçuya garip garip baktım bütün bekleme sürem boyunca. “Amacın neydi?!” diye düşündüm hep.

    -2
  4. Serhat

    Tamamen doğru bir yazı. Ben de açıktan girdim bir bölüme,oldukça büyük bir şansla(Tanıdık olmadan) mail atarak sağa sola stajyer olarak başladım bu işe. Şuan 9.ayımı doldurmuş bulunuyorum. Reklamcı olmak için istemek, hayal etmek lazım. Sevgiler..

  5. merve

    Celil Hocam döktürmüş vallahi. Ben onu tanırım başka da bişi demem üstüne 😀

  6. Senior Stajyer

    Yazının sonuna kendi düşüncelerimi ekledim. Hocama saygılarımı sunarım.

  7. emre

    Sizi buradan tebrik etmem ne kadar yeterlidir bilmiyorum ama tam 12 den vurmussunuz. Bir harf hatasi bile soz konusu degil! ben kendi adima ulastirmak istediginiz mesaji aldim ve ne demek istediginizi cok iyi anladim.Basarilar dilerim.

  8. aferin

    Bu sene snva grdm ve reklamci olmak istiyorum. bu yazıyıda celil hoca dediğiniz kişinin yazısını da okudm valla 20 yasındayım ama ben bile anladım yanı hocanın caktırmadan reklam yaptıgını zaten bilgili mi neymişs. ama bu yazıyı yazan her kımse ıcımı ferahlattı sagol kardes

  9. Elif

    Syn. Senior Stajyer benim sizinle konuşmam gerek..Nasıl ulaşırım ?

    • Senior Stajyer

      Bana en kolay twitter üzerinden ulaşabilirsiniz. (@stajyer_) ya da fikir@fikircok.net adresine mail atarsanız bana yönlendirirler mesajınızı.

  10. Reklamları analiz etmeyi , reklamın nasıl etkiler doğuracağıni , reklamın kime hitap ettiğini ve reklam fikirlerimi arkadaşlarıma sunmak hoşuma gitmiştir ama bu yazınizi okuduktan sonra aklıma direk “Nereden başlamam gerekli?” sorusu geliyor.

  11. kesinlikle katılmıyorum, sen alaylı olarak yaratıcıyım diye gezin ortalarda ama mesajın hiç bir yaraya dokunmasın ama güzel çalışma olmaz kardeşim ya da iç görü ne bilmeden yeni yetme çocuk gibi dal konuya. Her işin olduğu gibi reklamcılığında okulu okunmalı. Tartışmaya kapalı!

  12. Bir reklamcı olarak bu güzel paylaşımınızı soluksuz okudum. Durum tam da bu şekilde, ne yapılırsa yapılsın insanın kendisinde bitiyor olay. Akademisyen “el de sizin cep de sizin” derken gerçekten de çok güzel söylemiş. Reklamcı ve reklamcılık olmak hakkında bu harika içeriği bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

  13. Pingback: Bir Öğrencinin Reklamcılık Günlüğü | Akademi ve Sektör Üzerine Bir Eleştiri Yazısı | Fikircok.net