Bir markanın intiharı!

Aklınıza Coca Cola deyince ne geliyor? Mutluluk, sevgi, samimiyet, hürmet, sadakat, aşk, karizma, büyüklük, yaratıcılık… 

Peki aklınıza Özcan Deniz ya da Sıla gelen var mı? (bu kısım cepte kalsın.)

Pepsi deyince aklınıza geliyor? Seda Sayan, Şafak Sezer, Kontör, Turkcell, samimiyetsizlik, taklitçilik, varoşluk, sıradanlık…

Coca Cola’nın yıllardır ilmek ilmek dokuduğu marka katmanlarını her iletişimci gözleri kapalı bir şekilde sayar değil mi? Peki bu yerelleşme aşkı adına yapılan saçma sapan -Pepsivari- itici reklamcılığın amacı nedir?

Anlam veremiyorum kıymetli okuyucular, anlamlandıramıyorum. Kısa vadede 2 şişe daha fazla kola satacağım diye geleceğini ve geçmişini neden silmeye çalışır bir marka?! Coca Cola Türkiye artık yurtdışından iş devşirir, Özcan Deniz ile stratejiler geliştirir olmuş.

Bir ajans sizi vezir de yapar rezil de. Bu işi yapan ajans olan Vietnam’daki meslektaşlarımıza soruyoruz; İçiniz sızlamadı mı hiç bu projeyi Coca Cola’ya satarken? Markayı resmen Pepsi çizgisine çektiniz, olacak iş değil! Şimdi Youtube’dan reklam basıp milyon izlettirip ”success story’ler”, ”case study’ler” hazırlayacaksınız değil mi? Etmeyin be olum, günahtır!

Fikir ürettiğin marka Coca Cola! Şişesini göstersen ağlayacak insanlar var! Yaratıcı ol, zeki ol, sarkastik ol, büyük ol ama böyle olma!

Millet bu markanın o kırmızı kuşağından türlü türlü cinlikler üretip yaratıcılığın dibine vururken sen gidip Özcan Deniz ve Sıla’yla jingle’lı reklamlar yapma! Lurpak’tan reklam çakma be olum! Yapmayın be olum!

Edit: Sosyal medyada bu iş üzerine birçok yorum yapılıyor arkadaşlar ve bazıları beni gerçekten üzüyor. Siz sakın ola, şu tarz yorumlara itibar etmeyin, yanlış yönlendirmedir, bilgisizlik ve cahilliktir: ”Coca Cola’nın da istediği buydu, herkes bu reklamı konuşuyor.”, ”İyi ya da kötü konuşuluyor işte bence başarı budur”, ”Harika bir iş, zaten konuşulması viral olması anlamına geliyor.’‘ gibi… Bunlar iş bilmez insanların yorumlarıdır. Bir iş hakkında konuşulması önemli değildir, önemli olan o işin hakkında nasıl konuşulduğudur.”

Bizim amacımız herhangi bir markanın ya da ajansın itibarını zedelemek değil sadece kendi inandığımız ilkeler nezdinde fikirlerimizi beyan etmek ve eleştirilerde bulunmaktır. Pek tabii, ajanslar ve markalar bizim düşüncelerimizi kabul etmeyebilir ve katılmayabilir.

Hata 1: Ajans | Vietnam

Hata 2: Ajans | Punch İstanbul

Özcan’lı Cola reklamının esin kaynağı:

Leave a Reply

19 comments

  1. merve

    Duygularıma tercüman oldun. Geleceğin Pepsi’si bu gidişle maalesef CocaCola :/

  2. Nur

    Ogilivy&Mather sen neler ettin böyle? Bu kadar da ucuzluk olur mu? Kostümler Hollywood’dan, danslar ve tınılar Bollywood’dan arak. Bu kadar kopyacı zihniyet reklamlarda olmuyor. Eskiden reklamların da bir ağırlığı, bir yaratıcı çarpıcılığı ve özgünlüğü vardı.Nerede o zamanının Pepsi ile çekişen reklamları? Madonna, Michael Jakson, dünyaca ünlü futbolcular vb. o kadar hızlı tükettiler ki popüler kültürü, kaynakları tükendi. Coco Cola’ya bunu özgün diye kakıştıran reklam ajansını bu yutturmaca için tebrik etmek lazım. Nereden baksan 20 milyon USD’yi ceplerine koymuşlardır.
    Eee, devir içi boş işleri özgün diye paketini parlat sat devri nasılsa. Özcan Deniz’le Sıla zıt kutuplarını karşı karşıya koydum, yersen…

  3. amokaçi

    bundan 3 yıl önce cola’ya baktım mccann’de. Ölsem kemiklerim sızlardı. ah vietnam neden vietnam

  4. Senior Stajyer

    Nur’a cevap:

    Sevgili Nur, iş Ogilvy’e ait değil. Ben de öyle zannettim ama Vietnam’dan çıkan bir proje bu. Kınıyoruz kendilerini.

    -1
  5. Merve Kurtuluş

    Aynı hataya Oreo’nun da düştüğünü düşünüyorum.
    Bu yazıları okuyorsanız çoğu durumda pazarlamanın ürünün önüne geçtiğini biliyorsunuzdur.
    Oreo’nun daha iletişime başlamadan, hatta sadece Macro’da satılırken Oreo diye ölenler özenti gençlerdi. Bunun da sebebi karizmatik, zekice hamleler yapmasıydı. Başlarda çıkılan esprili ilanlar, yerini tatsız bir yerelleşmeye bıraktı. Halbuki Oreo, Lovemark’ı olan insanlar tamamen avrupailiği yüzünden satın alıyordu.

    Oreo postlarının altındaki yorumları okursanız şu an hedefledikleri kitlenin “tadı da bombok” dediğini görürsünüz. Yanlış yaptın Oreo.

  6. bahadir

    Herkes Coca Cola’nın son on yıldır yerelleşmeye çalıştığını biliyor. Peki “arabesk” o yerel damarlardan birinin doğasında varsa? Bugüne kadar hiçbir ajans arabesk kozunu oynamaya cesaret edememişti, Vietnam did it. Üstelik tereyağından kıl çeker gibi; bir arabeskçiyi zaten komedi olan bir klibin parodisinde oynatarak.

    – Coca Cola marka ekibi projenin “Why This Kolaveri Di”nin Özcan Deniz ve Sılalı versiyonu olduğunu bal gibi de biliyordu.

    Bu reklamı radikal bir şekilde eleştirenlerin içlerindeki (müzik olarak değil kültür olarak da tam anlamıyla sadece varoşların sahiplendiği) arabeskle yüzleşmekten çekinenler olduğunu düşünüyorum. Hani o Orta Doğu ve Hindistan’da da bulunan Asyalı tarafımızla. Lümpen reklam camiasının uzağında bulunmaktan gurur duyduğu ama o camianın da bir parçası olan kültürlerle.

    – Özcan Deniz ve Sıla bir araya getirilmeden hiç omnibus yapılmadığını sananlar var. Omnibusun ne olduğunu şimdi Google’da hoyratça arayacaklar.

    Özetle; bir reklam kampanyası Coca Cola’yı varoşlaştırmaz. Eğer varoşlaştırıyorsa bilin ki o hepimizin içindeki varoşluktur.

  7. Sevgili Bahadır ya da sevgili Vietnam çalışanı,

    Senin o ”Vietnam did it” yazan parmaklarını mıncıklarım 🙂 Şimdi sen gelip buradaki tüm kitleyi otistik ve ‘omnibus’ kelimesini bilemeyecek kadar cahil üstüne bir de lümpen yapıp İlber Ortaylı moduna girdin ya yine de haklı çıkamadın be…

    Lümpenin kelime anlamını istersen git bu reklamı yapan mevzubahis ajansın patronlarına sor.

    Onlar çok daha iyi bilir yeşil sermayenin musluklarına ağız dayamayı.

    Ayrıca üslubundan anladığım kadarıyla sen bir profesyonelsin ve senin gibi bir profesyonelin yapması gereken yorum şu olmalıydı: ”Denedik, olmadı”

    Insight ve execution kavramlarından bi’haber olduğun ise aşikar. Yerelleşmek için doğru insight’ı bulup harika bir execution ile muhteşem işler çıkarılabilir. Fakat Coca Cola işinde ne bir insight ne de bir execution var. Şimdi sen de google’da hoyratça insight ve execution nedir kelimelerini aratacaksın galiba? (ya da gel twitter.com/stajyer_ dm’den ben anlatayım sana)

    Hadi canım, selametle.

    Sektörün kalbinde olan biri olarak, lümpenlikten de bir o kadar uzak bir iletişimci olarak şunu söylemeliyim ki Coca Cola’nın sizden ağzı bi’ kere yandı.

    Aklı olan insan bir daha böyle reklam yaptırmaz.

    Aaaaağğğç biraz kitap oku, yerelleşme nedir öğren. Yanlış adamlardan öğrenmişsin sen yerelleşmeyi.

  8. bahadir

    “ahha işte gördün mü adam Vietnam çalışanı”: Değilim sadece fikirlerimi söylüyorum. “Vietnam’daki patronlarına sor” nedir ahahah. Miting konuşması gibi. Bu tavrı yeşil sermayenin Türkiye’deki en büyük himayecisi malum devlet adamı gösteriyor biliyorsun. Her fikrinin doğru olduğunu sanma eşiğini çoktan geçmiş biri. Ve biz onun bu tavırlarını toplayarak kendisine rahatlıkla “faşist” diyebiliyoruz.

    “omnibusun ne olduğunu bilmiyörler”: Bunu seni değil sağda solda “yea Özcan Deniz olür mü yea” diye yazan çok sayıda insanı kastederek söyledim. Konuyu kişiselleştirme çaban sağlıklı değil. Eğer bu kadar çok değillerse, eğer sürekli çalarak bu kadar şey üreten kitleyle aynı insanlar değillerse Twitter hesabındaki çalmakla ilgili gönderileri sen kimin için yazıyorsun?

    “Sektörün kalbindeyim= Olayların merkezindeyim”: Ben değilim. Kendimi bir şeylerin merkezinde görmek gibi bir yanılgıya düşmem.

    Lümpenlik: Google’dan baktım. Bu ülkede burjuvazinin gerçeğiymiş. En çok da yaratıcılıkla ilgili işleri yapanların, entelektüellerin ve yarı entelektüellerin. “Yaratıcılığını” değil “yaratıcı olduğunu kanıtlama”nın daha önemli olduğu bir dünya kuranların. Hükümete karşı her türlü eleştiriyi yüceltirken resmi ideolojinin savunucuları olan kitlenin. Sınıf bilinci olmadan sermayenin kolunda gidip burjuvaziye özenen ama o sermaye sadece kendi etrafında dönsün isteyen kitlenin yaptığına lümpenlik denebilirmiş.

    “Yerelleşmek için doğru insight’ı bulup harika bir execution ile muhteşem işler çıkarılabilir.”: Umarım bir gün o fırsatı bulursun.

    Burada amacım yazını yerin dibine sokup okurların gözünde şu gizli kimliğimle puan toplamak olamayacağına göre bence biraz rahat olmalı ve söylediğin her şeyin doğru olmayabileceğini kabullenmelisin. Yazdıklarını savunmanı anlıyorum tabi ama savunma psikolojisiyle hiç tanımadan beni kitap okumaya davet etmeni anlayamadım. Ay sonunda Coca Cola satış grafiği ile ilgili bir rapor çıksa da onu okusak. Kaç kişi meşrubat reyonuna direkt Coca Cola almaya gitmiş, kaç kişi gazoz almaya gidip son anda karar değiştirmiş, kaç bakkal Cola Turka satmaktan vazgeçmiş veya raflarında Coca Cola’yı daha ön sıralara yerleştirmiş. Yayınlayabilirsen zaman içinde bunları okuyabilmeyi isterim.

  9. Demek miting konuşması gibi 🙂 Halbuki seversiniz siz öyle konuşmaları, hitap ettiğiniz kitleyi koyun zannetmenizden ileri gelen ve bu tip reklamların da onlara layık olduğunu düşündüğünüz için uzak değilsinizdir aslında bu tip konuşmalara ve seviyesi yerlerde dolaşan bu tarz işlere.

    Her neyse…

    Lümpenlik tartışmasına lümpen kelimesini google’dan aratıp öğrenen bir beşer olan senle girmeyeceğim mamafih yaptığın bu yakıştırma da zaten yerinde olmadı. Bilakis densizce ve yersizceydi. Cümle içinde kullanılan kelime çeşitliliğini artırmak için yapılmış çarnaçar çabalardan başka bir şey değildi elbet.

    Rahat olduğum zaten aşikardır ve zaten söylediğim her şeyin doğru olamayacağını kalben kabul etmiş biri olarak, senin neden böyle bir cümle kurmuş olabildiğini ise henüz idrak edebilmiş değilim. Buraya gelip elini kolunu sallayarak yorum yapabilmen ve bu yorumlarının noktası virgülüne eksiksiz yayınlanması zaten rahatlığımın ve karşıt düşünceye olan saygımın bir göstergesidir. Bu yüzden kıymetsiz bir yorum daha yaptığını düşünüyorum. Bak farkındaysan ”düşünüyorum” diyorum. Fakat ki fark etmiş olduğum acı gerçek, senin ve senin gibilerin eleştiri kavramını henüz içselleştirememesidir. Bu da çok doğaldır. Bu topraklarda sesini birazcık yükselten horozun şafak yüzü görmediği, kalemini biraz sivrileştiren yazarın da ertesi sabaha çıkmadığı ayandır ve beyandır. Ah üstat Nef’i ah…

    Omnibus’un ne olduğunu benim bilmem zaten bir önem taşımıyor. Burada senin bu ”top secret” bilgi gibi sunduğun oldukça bilinen bir araştırma tekniğini farklı insanların bilemeyeceğini kastederek kendini bir ombudsman ilan etmendir ki zaten anonim kimliği ile bu platform altına gelen her kişi, özellikle yazılarıma da muhalifse bu tavrı takınmaktadır. Bu ve benzeri kişilerin girdiği halet-i ruhiyeler genellikle, evvel olarak kitleyi küçümsemek, kendilerini yaşça büyük göstermek, feleğin çemberinden 99 kere geçmiş olduklarını inceden inceye sezdirmek ve topyekün burada konuşulanların aslında ne kadar yanlış olduğunu ve kimsenin aslında bir bokum bilmeden burada bulunduğunu hissetirmek husunda olmaktadır ki bu oldukça acınası bir durumdur.

    Ay sonunda yayınlanacak ve senin için pek bir önem taşıyan o satış grafikleri maalesef; kaç kişinin Coca Cola alacakken fikir değiştirdiğini, kaç kişinin elini Cola’ya uzatırken vazgeçip gazoza yöneldiğini ya da kaç kişinin ”ulan almıyorum Cola” dediğini veyahut kaç kişinin markete gidip Coca Cola markasının önünde maytap geçtiğini içermeyeceği için senin okumayı arzuladığın o satış eğrileri ancak amatörü ve bi’ taraflarını kurtarmayı düşünen pazarlama yöneticilerini eğlendirir.

    İçinde bulunduğun bu minvalden anladığım kadarıyla zaten sizin bağlı bulduğunuz bu cenah ve bu cenahın kendine yol eğlediği ekol; Türkiye’de büyük reklamcı diye peşinden gezdiğiniz sözde büyük Türk reklamcılarının, David Ogilvy’i g*tünden anlamasından mütevellit Türkiye’de uyguladığı ”satmıyorsa yaratıcı değildir” ekolüdür.

    Ecnebi ve pek kıymetli bu zat’ın yani Ogilvy’in kemiklerini sızlatan bu beyin yoksunu ekol, günü kurtarmak gayesiyle markaların gönlünü hoş ederek; bilumum fikri süreçlerin içinde yer alması gereken zeka, mizah, ironi vb. uzuvları yok sayarak bu halkı jingle köpekliğine mahkum etmiştir ki bu oturup düşünülecek bir durum değil artık aksiyon alınacak bir durumdur. Yazıktır, günahtır.

    Benim ve benim gibilerin teessüf ettiği nokta ise -madem Vietnam çalışanı değilsin ki bu kederimi biraz daha artırmıştır- senin gibi gafillerin, bir takım sayılara ve satış eğrilerine kanarak yapılan bu dengesiz ve kıymetsiz işlere kıymet yüklemesinden ileri gelmektedir.

    Merhum büyüğümüz Bernbach’ın ”We try harder” demesindeki o ince çizgiyi hiç mi hiç anlamamış olan bu gafil zihniyetin günden günde azalarak bitmesini umut etmekten başka yaptığımız tek şey, bu aciz site altında düşüncelerimizi ekmeye ve yeşertmeye çalışmaktır. Bunu yapma sebebimiz ise genç nesillere, geleceğin kreatif endüstri işçileri olacak genç kardeşlerimize sesimizi bu yazılar aracılığıyla duyurmak ve bu yazıları Google evrenine sonsuza kadar bırakarak onlara kendi penceremizden farklı bakış açıları sunabilmektir.

    Anonim kimliğine teşekkül etmiş sen tarafından bana uygun görülen teşbihi ise kabul etmediğimi üzülerek söylemeliyim. Kıymetli devlet büyüğümüzle benim zerre kadar ortak noktamız bulunmadığını açıkça ifade etmem gerekir.

    Burada kaleme almış olduğum her neşriyat, elbette ki anonim kimliğimle devam etmektedir ve edecektir.

    Fakat senin gibi gafillere gerçek yüzümü göstermekten ise hiçbir zamana geri durmadığımı belirtmek isterim ki zaten yüzümüzdeki anonimlik maskesi düşeli epey oldu da diyebilirim 🙂

    Bizi bilen bilir diyor ve sana tekrar, twitter.com/stajyer_ aracılığı ile dm kapısını açık bırakıyorum. Anonim kimliğinle kanaat önderliği yapmayı bırakıp olur da gerçek kimliğinle karşıma çıkmayı belki arzularsın diye…

    Pespaye işleri savunmaktan vazgeçmeyeceğini bilsem de sana bu teklifi yapıyorum.

    Velhasıl, Coca Cola’nın bu reklamı rezil mi rezil, bu işi başarılı bulanlar da naçizane benim düşüncem hakiki gafildir.

    🙂

  10. bahadir

    “Halbuki seversiniz siz öyle konuşmaları, hitap ettiğiniz kitleyi koyun zannetmenizden ileri gelen…”: Kimsenin kimseyi koyun zannettiği yok. Hemen her sosyo ekonomik statüde sevilen az sayıda ünlü var. Bunlardan birisi de Özcan Deniz. Burada yapılan şey: Seda Sayan’ın eline kontör tutuşturup Pepsi sattırmaktan öte. İkisi aynı kefeye konulamaz ki senin yapmaya çalıştığın şey bu. Coca Cola sadece reklamlarıyla değil; market penetrasyonuyla, dağıtım ağıyla, büyük fast foodcularla olan anlaşmalarıyla Coca Cola. Reklamında Özcan Deniz oynadı diye istese de intihar edemez.

    Öyle bir megalomaninin içindesin ki lümpen kelimesinin anlamına Google’dan baktığıma inandın gerçekten ahaha. Öte yandan beni o kadar ciddiye aldın ki yaptığım teşbih-i mübalağayı gerçek sanıp bana densiz diyebildin. Burada gerçek densizlik senin yaptığın 🙁

    “…Serdar Erener’in David Ogilvy’i g*tünnde anlamasından mütevellit Türkiye’de uyguladığı ”satmıyorsa yaratıcı değildir” ekolüdür”: Sermayenin sermayesine sermaye katmak için çalışan bir sektörü sanki öyle değilmiş gibi lanse etme çabasına gerek yok. Bu, işin doğasında var. İşin doğasında olmayansa; resmi ideolojinin koyduğu ilişki yönetimi sınırları çerçevesinde yaratıcılık yapmaya çalışmak. Amerikan yaratıcı ortamındaki ortalama bir Yahudi’nin Türkiye’deki en iyi yaratıcılardan daha verimli olabilmesinin başka nedenleri de vardır elbet. Buradakilerin çoğunun hem kimliklerinin hem işlerinin maalesef kötü özenti birer kopya olmasının başka nedenleri de bulunabileceği gibi.

    “Bizi bilen bilir diyor ve sana tekrar, twitter.com/stajyer_ aracılığı ile dm kapısını açık bırakıyorum.”: Bırak kapalı kalsın çünkü zamanım yok.

    Şimdi izin verirsen Maltepe’de mitingten bekliyorlar 🙂 (Bunu da ciddiye alırsan gerçekten gafil avlanmış olacaksın bak diyeyim)

  11. Yaptığın bu son yorumun içinde katıldığım tek yer ”ahahah” kısmıdır.

    Kal sağlıcakla 🙂

  12. yahudi

    ozcan denızın her sosyo ekonomik statude sevılıyor olması cumlesını kurabılmek ıcın bonzaı ıcmıs olmak gerekır desem bana kızar mısınz? adım Mila, ortalama bır yahudiyim.com.

  13. Reklam Gurusu

    Yorumları okumk yazıyı okumaktan daha zevkli. Şunu izninizle ara sıkıştırmak istiyorum. Arabesk dinleyen ve Müslüm kraldır diye gezinen ortalama bir iletişim fakültesi öğrencisi olarak ben de Senior ile aynı fikirdeyim. Coca cola ve özcan deniz ve o film resmen olmamış. Bahadır, neden kabul etmek istemiyorsun? Anneme izletiyorum küfrediyor babama izletiyorum kapat şunu diyor okuldaki hocama izletiyorum sabır çekiyor. Senior konuş kardo susma.

  14. kominist

    aaaaaaaaaaağğğğğççççç bir coca cola! (teleziyonu kırdı) reklamı izlerken gözümden kan geldi azizim.

  15. bahadir

    Yok kızmayız Mila. Asmalı Konak en iyi reytingi AB grubunda aldığı yıllardan beri kimse kızmıyor buna.

  16. Orkun

    Bahadır Bey,

    O yılların artık çok geride kaldığını ve artık Z kuşağını bile geride bıraktığımızın farkında mısınız? Siz bu noktayı bence yanlış yorumluyorsunuz. Özcan Deniz’le başlayan her dizi projesi yarım sezonu dahi göremeden yayından kaldırılıyor bu ülkede. Bir pazarlama profesyoneli olarak size katılmıyorum.

  17. Coca cola reklamlarını 10 senedir her gördüğümde bildiğiniz canım karpuz ister artık bende marka nın nasıl bir algısı varsa – içeceklerini sevmem o apayrı bir konu-

    reklamın hitap ettiği kitleden çok reklamın yansıttığı ama kimse’ nin görmediği birşey var coca cola burada bildiğiniz yurdum abazan’ ı ve kezban’ ı içkisine dönmüş durumda. Şu anda bu reklam ile yansıttığı imajda tam olarak bu. Kendi ayağına sıkmak diye bir deyim var ya coca cola nın yaptığı da bu.

    Ha reklam açısından güzel mi değil, ama hitap ettiği kitlenin kalitesini düşürmüş oldu böylece. Yani son dönemde tüy dikti denebilir.

  18. Kaan Karadeniz

    Reklamın doğruluğu yanlışlığını ben tartışacak değilim ama firmanın sanırım dediğiniz gibi kısa vadede bir hedefi var. Henüz yeni zam yaptılar ve o zammı unutturacak bir hamle gerekliydi. Birisi arabesk tarafından Özcan Deniz olmuş, öteki zaten her türlü beğenilen bir kadın olan Sıla olmuş. Bu hamle bana kalırsa günü kurtarma hamlesi. Rahat olalım önümüz Ramazan gelir elinde bir çocuk ve Ramazan topu patlar yine bir reklam ortaya çıkar. Biz de o zaman pideleri ve sofradaki gazlı içeceği yeniden düşünmeye başlarız.