Yerleşkede doruklanım!

Ne vakit Marmara Üniversitesi’nin (Göztepe-İstanbul) önünden geçsem gözüm o kelimeye, pardon, sözcüğe takılır: yerleşke. Heceleyelim mi? Yer-leş-ke. Ne güzel değil mi? “Yerleşmek”ten “yerleşke”! O ikinci hece yok mu hele, o ikinci hece… Tüylerim kaktüsleşiyor mübarek! Yoksa kıllarım mı demeliydim? Kıllarım ve ben! Zaten kimilerine göre çok kılım! Herhangi bir konuda kılı kırk yarmaya çalışanların kaderidir kıl payesiyle taltif edilmek, şeref duyarım.

Nerede kalmıştık, oradan ağlayalım halimize küçük İskender’e en “underground” selamlar yollayarak… Bildiğiniz “leş”; yani hayvan ölüsü. Tahmin edebileceğiniz üzere, dilde ırkçılığa fena halde karşıyım Leman abla! Ah, Attilâ ağabeyim de rahmet istedi, nurlar içinde yatsın. Sinema salonunda yer göstermediğim için “ışıklar”ı, kendilerini “laik” zannedenlere bırakıyorum, her neyse. Latince, Arapça, İtalyanca diye bir “dünya malı”nı katletmeye, lisan evimizden kapı dışarı etmeye gönlüm elvermiyor. Neymiş? “Marmara Üniversitesi Yerleşkesi” imiş. Sahnedeki Cem Yılmaz usulünce okuyalım: YER-LEŞ-KEEEE! Kaba, çirkin, aritmik bir kelime. Nemrut suratlı bir ihtiyar sanki!

Fransızcaya, Latinceden geçen “campus”; “düzlük, açık arazi, ova” demek. “Yerleşke” tilciğini dilimize yerleştiren beyefendiden nakledeyim: “Gönlüm, -ak, -ek ekiyle ‘yatak, batak, satak, konak’ yapısında bir sözcük türetmeyi daha çok isterdi. Ancak ‘yerleşmek’ kökü bu ekin kullanılmasına elverişli görülmedi. ‘Yerleşke’nin bana çağrıştırdığı benzer yapıdaki sözcük, yıllar önce ‘muhassala’ karşılığı türetilmiş olan ‘bileşke’ oldu. Bu yapıda bir de yine o günlerde ben ‘kombina’ karşılığı olarak ‘tümleşke’ karşılığını önermiştim.”

“Doruklanım” kaldı geriye. Yunanca “orgasmos” kelimesinden türeyen “orgasme” (Fransızca) kelimesi, Türkçede “orgazm” olarak Posta gazetesinde hemen hemen her gün neşredilmektedir, Haydar Dümen ve kafasını belinden aşağısıyla bozmuş nesil sağ olsun! “Doruklanım”ın tanımı da çok eğlenceli: “Eşeysel ilişki sırasında zevkin doruğuna ulaşma.” O Seyşeller ne güzel eller! Efendim, “orgazm”a karşılık türetilen bu kelimenin kayda geçirildiği tarihî an “aynen” şu şekilde yazıya geçirilmiş: “Bu karşılığı 18 Haziran 1990 Pazartesi günü (gece yarısını yirmi dakika gece) türettim.”

Siz hâlâ yerleşkelerde doruklanım peşinde koşun bakalım, bir elinizde çıtırdak, içkili buluşumlarda kişitaşırınızı göz ardı ederek… Ah şu gençler!

Yazar: Adnan Algın

Leave a Reply