Zaman Tünelinde Kadın | Cinsiyetçi Reklamlar

İlk zamanlardan bu yana birkaç anaerkil kabile dışında kadına hep ikinci sınıf insan konumu uygun görüldü. Mülkiyetin kişisel bir kudret sembolü haline gelişiyle birlikte, kadınlar da, elde edilmek için savaşılan, biriktirilen, elde tutulan ve değiş tokuş edilen zenginlik nesneleri konumuna dönüştüler.

Daha bağlayıcı dinsel geleneklerin çoktanrılı puta tapıcılığın yerini almasıyla birlikte, kadının “insandan aşağı doğası”, kutsal yasalar tarafından da onandı. Üç büyük din bir konuda aynı görüşü paylaştı. Erkek üstünlüğünün sağlam duvarlarındaki ilk çatlaklar 19.yy ortalarında belirmeye başladı.İngiltere ve ardından tüm Avrupa’da baş gösteren sanayi devrimi kaba kuvvete olan ihtiyacı duraklatmış, böylece daha az maliyetle çalıştırılıp sanayicilere büyük kar sağlayan çocuklar ve kadınlar makine başlarındaki yerlerini almışlardır.

Kadının diğer bir tabir ile ‘insanlaşma’ süreci kolay bir süreç değildir. İşveren tarafından ucuz iş gücü olarak görülmüş kadın, ‘kanından kaynaklı, biyolojik etmenlerden dolayı, kadının doğasından ötürü” gibi abuk subuk gerekçelerle çeşitli görevlere, sorumluluklara, ‘doğasından kaynaklanan’ iş yükümlülüklerine tabi tutulmuş, mahkum edilmiştir. Kapitalist toplumda kadın iki defa sömürülmektedir; ilki sermaye tarafından emeğinin karşılığını alamayarak yaşadığı sömürüdür, ikincisi ise, eşinin yine sermayeye dayalı bir şekilde aile hayatında yaşattığı sömürüdür.

Kapitalist aile içinde erkek burjuva, kadın ise proleterdir. Kadına karşı şiddet dünyada en yaygın suç olmasına karşın, en az cezalandırılandır. Kadınların aile ve toplum içinde töre cinayetlerine, tecavüzlere, eğitimsizliğe, sağlıksız geleneklere (kadın sünneti vb.), psikolojik şiddetlere, emekten uzak tutularak ev mahkumiyetine maruz kalmaktadır.
Dünya genelinde çeşitli yasaların yürürlükte yerlerini alması, bu konuyla ilgili kurum ve kuruluşların sayılarının gün geçtikçe yükselir bir periyotta seyretmesi ile kadın, küf tutmuş beyinlerin ona yaftaladığı imajı derisinden sıyırmış ve bu kez bambaşka bir imaj ile günümüze ulaşmıştır.

Elbette medya, bu konuda bir terzi olmuştur. Kadın ve kadınlık üzerine dizayn ettiği iyi ya da kötü her rol, öyle ya da böyle (subliminal vb.) yöntemlerle takipçi kesiminin zihnine cuk diye oturtturmuştur.
Kadın imajı genellikle erkek mülkiyetiyle açıklanmış bir alanda yer alır. Çevremizi kuşatan reklamlar, haberler, öyle ki masallar bile hep erkeklerin bakış açılarıyla ele alınmış ve toplumun değerleriyle donatılmıştır. Fedakar, sadık eş, cennet ayağının altındaki kutsal, anne, kardeş gibi konumunun vurgulanması geleneksel kadının rollerinin pekiştirilmesi sürecini hızlandırmaktadır.
Diğer bir durum ise kadınların cinsellikleriyle var olmalarıdır. Kadının cinsel kimliği ön plana çıkarılmakta ve kadının yeniden yarattığı imajın tezat örnekleriyle piyasada yer almaya başlamakta, böylece kadın adına negatif olan bu durum arttırılmaktadır. Geçmişten günümüze kadına zorla yapıştırılmış görevler devamlılığını halen sürdürmekte, buna medyada oldukça geniş bir şekilde yer verilmektedir.
Geçmişten günümüze hastalıklı beyinlerin yarattığı ve feministlerce haklı tepkilere maruz kalan birkaç örneğe yer verelim.
Slogan: Ona Slogan: Ona bunun erkek dünyası olduğunu söyleyin.

176750-kadin-dusmani-reklamlar--27

Slogan: Evde bir kız olması her zaman iyidir. ( Bir çorap reklamı) 

176744-kadin-dusmani-reklamlar--21

Slogan: Erkekler kadınlardan daha iyidir. 

176737-kadin-dusmani-reklamlar--19

Kadın evde leke çıkaran, çamaşır bulaşık yıkayan, banyoyu parlatan, yemekleri yapan, çocuklara bakan adeta bir köledir ve bunlarla ilgili bütün reklamlarda yine baş aktör kadındır.Hatta öyle ki xxx markalı bir deterjanın reklam filminde per perişan tüm hayat enerjisini tezgahtaki lekeye adamış bir kadının ‘ovalıyorum ovalıyorum çıkmıyor!’ isyanına yetişen bile erkek formunda tasarlanmış deterjan sı*an adamdır. Bir gelir kadının tüm derdi biter.

Eve aniden yapılan baskınlar, saçları kurumuş ve takvimi tutmayıp da amansız regl olan ardından mutlu mesut ortalarda cirit atan genç kızlar, üstüne leke dökülünce ‘ akıllı kadınım ayol xxx kullanıyorum ben” modundaki ablalar, ki hatta bunun daha önceki versiyonu olan çantasında çamaşır suyu taşıyan Ayşe Teyzemiz, mavi önlükle her makinesi bozulan kadına elinde kireç tutmuş rezistanslarla koşan amcalar ve ardından yükselen ‘tamburum gıcır gıcır’ nidaları – ki artık biliyorsunuz yeniliğe aç köpekler diye diye sesimi duyurdum da, artık ”Türkiye de sular kireçli” diye olaya başlayıp, bir tık kendini yükseltenlerin de hakkını yememek gerekir, zira bu adım onlar için büyük bir adım- olan işlerde yok değil.
İçimizi karartmayalım, kadınları böylesine bir forma sokan reklamların yanında elbette tezatını oluşturmuş işlerimizde var, bir sonraki yazıda onlara da dem vurmak üzere.

Konuk Yazar: Nuriye Vildan Seçginer

Leave a Reply