Fotoğraftaki | Süreyya Ciliv

Tutku! Öncelikle zor bir konu. Gerçekten yazının başlığını atarken bile çok heyecanlandığım, her üniversite öğrencisine her genç profesyonel arkadaşıma tek tek sıkılmadan anlatabileceğim bir serüven bu benim için. Küçük bir ayrıntı vermek gerekirse insanı insan yapan, hayatına anlam katan, istediğine ulaşmak için mutlak destek olan bir güçten söz ediyoruz. Sizler okurken, ben yazarken aslında bir bütün olarak ele almış olacağız bu konuyu.

Birçok yerde, birçok konferansta veya bir konu hakkındaki başarılı liderlerden, profesyonellerden bahsedilirken üniversite okumadıklarından, farklı tarzlara sahip olduklarından, düşünce tarzları veya ileri görüşlülüklerinden bahsedilir. Çok azımız bunlardan bahsedilirken aradaki o ince detayı fark edip harekete geçeriz. Veya çok az üniversite öğrencisi bu ince detaya sahip olarak atılır ileriye. Bu detay aslında hayatımızın her noktasında vardır. Belirli bir gelire sahip olduktan sonra iyi bir bir ev veya araba almaya çalışmak mesela. Ya da gönlümüzün istediği insanla hayat arkadaşı olmak.

Profesyonellikten günlük yaşamımıza değinen ince detayın ne olduğunu hepimiz biliriz aslında. Çok az insan adını koyarak hareket etse de çoğumuz bilmeden peşinden koşarız. Tutku! İşte dağları Ferhad’a deldiren, Facebook’u sosyal medyada bir numara haline getiren, Süreyya Ciliv’in bütün zorluklara rağmen hatta ABD’de okurken cebindeki 25¢’ten az parayla gününü geçirmek zorunda olduğu zamanlardan Türkiye’de başarılı bir iş adamı haline getiren tutkusuydu. Tutkuyla hareket edip, istediğini elde edenlerin sayıları örnekleriyle, hikayeleriyle, efsaneleriyle, güncel olaylarıyla oldukça fazla. Mutluluğu, başarmışlığın, bir tutkuya sahip olmanın getirileri nerede olursanız olun aslında çok büyük. Tutkuya sahip bir yaşamın, ne istediğini bilen ve buna göre hareket eden kararlı duruşlarınızın hayatınızı devam ettirebilmeniz için gerekli olan her şartın daha fazlasını sağlayacaktır.

sureyya-ciliv

Cem Yılmaz’ı hepimiz biliriz. Türkiye’de mizahı belli bir çıtaya yükselterek esprili bir kıvamda hayatı yaşayan ünlü komedyen. Bazen mülkiyeti ve spor arabaları konu olan magazin manşetlerinden düşmeyen zamanlarını hatırlayanlarımız vardır. Bu haberleri değerlendirirken güzel ifadeler kullanarak durumu başka bir boyuta taşıyarak şöyle bir ifade kullanmışlığı da vardır:

“Ben para için yapmıyorum, bir şeyler yaptım para ediyor.”

 

Ülkemizin durumundan konuya devam etmek istiyorum. Orta gelirli bir ailenin tek çocuğu olsa bile onu üniversiteden mezun edene kadar harcadığı para o aile için devasa boyutlarda. Hesapladınız mı hiç? Durum böyle olunca da insanlar para kazanmanın derdinde aslına bakarsanız. Haklıyız da biraz. Durumu olan bir ailenin çocuğu koleje giderken, kısıtlı imkanlara sahip olanlar ise zar zor okurken bir şekilde üniversiteye başlayan veya liseden hayata atılan insanlar bir yerden sonra ayrılıyor. Bu ayrım en pahalı kolejlerde, en pahalı üniversitelerde hatta Boğaziçi, ODTÜ’de bile ortaya çıkıyor. Olay insanın nerede okuduğuyla, hangi imkanlara sahip olduğuyla alakalı olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Bunu müsadenizle çok net bir örnekle açıklayayım:

chobani-yogurt

Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya. Fırat Nehri’nin kenarında, Munzur Dağları’nın eteğinde küçük bir kasabada büyüyen Hamdi Ulukaya. Araştırdığınızda göreceksiniz hiçbir şeyi yokken şuan ABD’de yaklaşık 1.5 milyar dolarlık bir net servete sahip. Çobanlık yaptığını kendisi açıklayan bu insanın nasıl birisi, nasıl bir görüşe sahip olduğu önemli değil. Konu aslında her şeyin mümkün olduğu. İnsanlık hali ortaya birazcık nefsinizi de serpiştirince şöyle bir yorum yaparız hepimiz: “Vay be! Çobanlıktan milyar dolarlık servete nasıl ulaşabilir insan?”

İnsanın kendi içinde bir amaca hizmet etmesi, bir tutkuya sahip olması; nasıl bir duruşa ve tutuma sahip hale getiriyor birde kendisinden dinleyelim/görelim:

Eklemeden edemeyeceğim. Hamdi Ulukaya’nın Uludağ Ekonomi Zirvesi’ndeki değerli konuşmasını da dinlemeniz, hayatınıza katacağı tecrübenin çok büyük olduğunu düşünüyorum.

Leave a Reply

2 comments

  1. blank

    Ercan

    Konu biraz Hamdi Ulukaya olmuş 🙂 aslında doğru bir tespit. Hayallerimizin, düşündüklerimizin veya planladıklarımızın peşinden gitmek için zaman bulamadığımızdan bahsederiz hep. Ama istediğimiz her şeyi başarmak için gerekli imkanın hep var olduğunun sadece istemekle elde edeceğimizi unuturuz. Son videodaki zirveye gitmeyi çok istemiştim fakat fırsatım olmamıştı. Müsait bir zamanda oturup izleyeceğim bir konuşma. Ayrıca düşüncelerimin paralelinde bir yazı olmuş. Devamının geleceğini düşünüyorum.

    • blank

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Ercan Bey 🙂 Devamının gelip gelmemesinin sorusu yazının bu kadar geniş bir başlıkta az gibi gelmesi sanırım. Devamı gelecek merak etmeyin. İyi günler dilerim.