blank

BASIN MENSUPLARINI TANIYALIM

Merhaba çekirgeler. İlk yazımı yazıp uzun bir ara verdiğim doğrudur. Peki bu tembellikten midir? Hayır, sonuna kadar inkar. Bu gecikme; bireysel olarak kutlama ihtiyacı hissetmediğim
fakat olmaması için de bir gerekçe göremediğim ‘sevginin günü’ diye nitelendirdiğim 14 Şubat nedeniyledir. Pek muhterem müşterilerimizin cirolarını yükseltmek adına diğer PR’cı arkadaşlarla kıyasıya bir mücadele içine girdiğimden dolayı yazmaya vakit ayıramadım. O televizyonda gördüğünüz altınlar, pırlantalar, romantik yemekler, hediyeler, güller var ya bunlar işte hep PR. Hep bizim oyunlar… Uyanık ol 😉

Neyse gevezeliği bırakıp konumuza gelirsek şöyle bir başlık açıyorum ve başlıyorum;

Ders 2: Basın mensuplarını tanıyalım, öğrenelim

Geçtiğimiz PR’a giriş dersinde de belirttiğim gibi basın mensuplarını kendi içinde önce 2’ye ayırıyorum sonra da parçalara… Oku ve öğren canım çekirgem. Tabi ilerde kendi ayrıştırma yöntemlerin oluşacak, oluştuğunda bana da öğret, ufkum açılsın. Here we go!

A-  Yazılı Basın: Gazeteciliğin genel görünüş özelliklerini taşırlar; çökük omuzlar, genellikle bozuk gözler (lensli veya gözlüklü olabilir), çay/kahve tiryakiliği, parmak çıtlatma… gibi belli başlı özelliklere sahiptirler. Kendi içlerinde;

  • Ekonomi
  • Ekler olarak 2’ye ayırırım. Eğer PR yapacağın alan çok spesifik değilse genellikle bu 2 kategoriyle iletişim halinde olacaksın…

Ekonomi: Ne yap ne et bu kategoriyle işleri sıkı tut. Sıkı tut çünkü bireysel olarak fayda göreceksin. Nasıl mı? Eğer sadece geyik muhabbetine gönül verenlerden değilsen bu kategoridekiler seni bilgi yönünden geliştirecek, sohbetlerinden haz alacak ve büyük ihtimalle uzun vadeli arkadaşlıklara imza atacaksın. Lakin çok bilse alim olurlardı bu kategoridekiler değil mi? Evet olurlardı çekirgem ama alim değiller. Az bilenden çok, çok bilenden az bildikleri için aslında şu dünyada ne kadar az şey bildiklerinin farkında olamayabiliyorlar. Bu da gereksiz bir egoya, sabit fikirliliğe, diğerlerini küçük görmeye neden olabiliyor ki içlerinden iyi olanlarını eleyip kendine dost edinirsen bu tiplerle çok fazla iletişime girmene gerek kalmıyor. Sağlam haberin varsa bülteni yollarsın paşa paşa kullanırlar. Sağlam haberin yok mu? O zaman hiç bu sularda dolaşma yoksa canın sıkılır.

Bu popülasyon içinde şu tarz örneklemlere rastlayabiliriz. “Nasıl?” dediğini duyuyor gibiyim ve açıklıyorum. Bıdı Bıdı Meslek Okulu’ndan falan mezun olup, Bıdır Bıdırık Üniversitesi’ni bitirip, bir takım abilerce düşük maaşla masa başına konmuş yeni mezun tiplerle karşılaşacaksın. Öğrenciyken giremediği otellere girip, katılamadığı toplantılara katıldıkça, konuşmaktan çekindiği insanlara yaklaştıkça şişmeye başlayacak. Maalesef karşısındaki insanı tartarak hareket etme aşamasına gelemediği için kendi çapında seni ezmeye çalışacak. Bir dakika düşünmeden kaç bu tiplerden. Çok denedin ama hazmedemedin mi? Boz onu ama bu hareketi yapacaksan getireceklerine hazırlıklı ol. Güvenmediğin g*tle yola çıkma.

Ekler editör ve muhabirleri: Bu insanlar basın bülteni görmekten bıkmışlardır. Süper lüks markalardan tut da Laleli esnafına kadar herkes bunlara basın bülteni gönderir. Sağlık yazan adama otomobil bültenleri gider, düşün artık durumu. PR’cılara en tepkili kategoridir. Bıkmışlardır. Empati yap ve sakin ol. Telefon da çemkirdiğiyle kalmaz öyle bir mail yazar ki maili okurken saç baş yolmaya başlarsın. Aklına gelen cevapları hemen yut ve empati yap! Adamın gün içinde mail kutusu doluyor yollanan bültenlerden haberin olsun. Bir fark yarat ki sana farklı davransınlar…

B- Görsel Basın: Muhabirler genellikle güzel, yakışıklı, bakımlı, iyi giyimli, güler yüzlü, inci dişli olurlar, kameramanlar ise güçlü kuvvetlidirler. Bu kategoride çalışanları sende olmayan uzuvlarından fark edersin . Farklı uzuv nedir? Tabii ki kameraları ve mikrofonları…  Muhabirlerle sohbet ederken (iş haricinde de) öyle sorular sorarlar ki sürekli bir mikrofon uzatılacakmış gibi hissedersin ve tabiki hemen anlarsın neci olduklarını.

  • Ana Haber Bültenleri
  • TV Programları

Ana Haber Bültenleri: Ya canım bak ne yaparlarsa yapsınlar bu gruptaki muhabirlere, kameramanlara yardımcı ol elinden geldiği kadar. Gün içinde 4 habere giden muhabir gördüm, yemin ederim görsen insanlığını bi gözden geçirirsin.

Bir ana haber bülteninde haber çıkarmak senin ‘top’ noktandır çekirge. Önerinin kabul edilip edilmemesi büyük ihtimalle senin ellerinde. Müşterine bak, haberine bak, haber değeri var mı bak yoksa haber değeri yarat! Yarattığın haber değerini; haber müdürlerine, istihbarat şeflerine, ekonomi müdürlerine sun. Yoğundurlar. Çok yoğundurlar. Eğer gündem yoğun değilse haberin değerlendirilir, hafta sonları yaklaştıkça soft haber tekliflerine sıcak bakılır unutma…

 TV Programları: Her an her şey olabilir tetikte ol. Bugün görüştüğün, dün çekime gittiğin yapımcının, sunucunun işten çıkarıldığını hatta programın yayından kaldırıldığını öğrenebilirsin. IMKB’yi takip etsen daha stabil değerler yakalarsın ama Tv programları dalgalı kurunda dalgalısıdır. Bugün var olan yarın hiç olmamıştır sanki… Sıkı takipte kal. Çıkacağın program bant yayınıysa kolaydır ama canlı yayınsa özellikle bir ekonomi kanalındaysa azıcık kanırtırlar ama insan isteyince başaramayacağı şey yoktur. Gündemi takip et. Altın yükselmiş mi? Dolar düşmüş mü? Evlilik sezonu mu gelmiş? Cirolar mı açıklanıyor? Saldır. Başaracaksın. Unutma her şeyin başı güzel haber yaratmaktan geçer…

Lafı uzatmadan toplarsak sevgili çekirgem, geçen yazımda da belirttiğim gibi önce sen ‘insan’ olmayı öğret kendine. Egolarından sıyrıl, çok oku, çok gez, çok öğren, çok araştır, çok dinle, çok takip et, kulağın çok açık olsun, çok yaratıcı ol, haberi kavra, haberciyi oku, çok izle, saygılı ama samimi ol, çok açık ol, çok net ol, çok sağlam ol, senden sır çıkmasın, mevkisine göre kategorize etme kimseyi, irtibatlarını kesme, özel günlerini unutma, sen ol! Tüm bunları yaptıktan sonra bırak seni zamanla tanısın insanlar. Sabırlı ol… Kimsenin önünde ceket iliklememek için yukarda dediklerimi yap. O zaman ceket ilikleyen değil karşındakiyle aynı hizada konuşan saygın birey olabilirsin.

NOT: Çekirgeler hitabım yaş grubu yüksek olan kesim tarafından yanlış anlaşılmasın. Anlayacağınız üzere yazılarım iletişim fakültesi öğrencilerine derslerde anlatılmayanları öğretmek üzerinedir. Ayrıca öğretmek ne haddime sadece bir sektör kaşarıyım, bilgi aktarımı diyelim.

Bir sonraki yazıya kadar esenlikler…

Konuk Yazar: Kavin Piyar

Leave a Reply

4 comments

  1. blank

    Sinan Koçak

    Yazarın dili ve yazım tarzı “sikkofield” ile enteresan bir yakınlık gösteriyor diye düşünen bir tek ben mi varım?

  2. blank

    reklamcılıköğrencisi

    Teşekkür ederim örrtmenim 🙂

  3. blank

    Kavin Piyar

    Canım okuyucu, site yönetiminden izin almadan yorumlarınıza cevap yazmayacak kadar ince bir insanım düşün artık… Böylesine uzun bir yazıyı okuyup bir de üstüne yorum yapmaya değer bulduğunuz için teşekkür ederim. Sayenizde yeni bir blogger keşfettim. Bu sebeple şu sıralar illumunatinin derinliklerinde geziniyorum. Sikkofield’in cidden harika bir uslubü var onun gibi akıcı yazabiliyorsam ne harika. Takipte kalın, daha güzel konularla geliyorum:)

  4. blank

    murti43

    ellere sağlık dedirtecek cinsten yazılar bunlar, üşnemek bir kenara zevkle okudum.