blank

Reklamcılık nasıl bir meslektir?

Dışarıdan çok çekici görünen ama iç dünyası bambaşka olan bir meslekten bahsediyoruz, “Reklamcılık”.

Reklamcılar, hayatı umursamayan, rahat, farklı giyinen, kafasında hiçbir problemi olmayan insanlar gibi görünür ve bu özellikle üniversite öğrencilerine çok çekici gelir. Reklamcılığın ne olduğunu bilmeden reklamcı olmak isterler. Sanırlar ki reklamcılar sadece işe geç giden, alkollü giden, farklı yaşam tarzı olan eğlenceli insanlardır. Hatta günümüzde “reklamcı kafası, renkli reklam dünyası, çılgın reklamcılar…” gibi söz öbekleri oluşmaktadır. Bu düşünceler reklamcılığı son zamanların popüler mesleği haline getirmekte, gençlerin ilgisini çekmektedir. Aynı ilk görüşte beğendiğiniz, tanımadan aşık olmaya çalıştığınız insan gibi.

İç dünyasını girdiğiniz zaman, ilk önce heyecan duyarsınız. Renkli, güzel bir ajans, işlerin gidiş gelişi, fikirler, bir yanda çizen, bir yanda düşünen insanlar, reklam filmi çekimleri… Bunlar heyecan verir. Aynı tanımadan aşık olduğumuz insanın bize gülümsemesi gibi… Yavaş yavaş kendine çeker bizi…

Peki reklamcılık gerçekten dışarıdan görüldüğü gibi mi?

Görmüş olduğum 3 büyük ajans ve çalışmış olduğum 2 seneye yakın sürede edindiğim tecrübelere göre reklamcılık böyle rahat, eğlenceli, farklı insanlardan oluşan güle oynaya geçen bir meslek değil. Tanıdığım reklamcıların birçoğu yaptıkları işten memnun değiller. İşlerini sevmiyorlar demiyorum, seviyorlar fakat memnun değiller. Hayatlarının büyük çoğunluğunu ajans ortamında geçirmekten, stres dolu konkur süreçlerinden ve sunum öncesi sabahlamalardan bolca sıkılmış durumdalar.

Bana göre, reklamcılık, sabah ajans kapısından girerken gece saat kaçta çıkacağını bilmemektir. Uykusuzluktan ölürken yatağa yattığında, bir iki fikir daha düşünmektir. Hafta sonu arkadaşlarınla dışarıda, yemekte, sinemada,  bir anda duyduğun bir kelimeden aklına gelen fikri hızlı hızlı notlarına yazmaya çalışmaktır. Reklamcılık sadece eğlenceli gözüken bir iş değil, seni hızla içine çeken bütün hayatını kaplayan bir iştir. Sadece onu düşünmeni isteyen kaprisli bir kız gibidir. Onunla baş etmeyi öğrenen, ona ayak uydurabilen ve ona kendini adayan insanlar bu yolda düzgün yürüyebilirler. O tanımadan beğenip, aşık olmaya çalıştığınız insana gerçekten aşık olup mutluluğu yakaladığınız engelli ve tutkulu aşk gibi…

Bu yüzden bu sektöre girecek insanların gerçekten ben reklamcı olabilir miyim diye kendine sorup, bu yolları, süreçleri düşünüp karar vermelidirler. Dış görünüşe göre verilmiş bir karardan sonra sektöre girecekleri gerçekten bambaşka bir dünya bekliyor.

Konuk Yazar: Ari Koen

Leave a Reply

3 comments

  1. blank

    cansu khas

    offff bu yazıları okudukça içime bir karaltı düşüyor ama gaza da gelmiyor değilim hani

  2. blank

    adamyazıyore

    gaza geliyorum okudukça, cansu karartma içini :d sen de gaza gel ben gibi

  3. blank

    didem

    bu tarz yazıları okumak çok hoşuma gidiyor. reklamcılık 2.sınıf öğrencisiyim ve inanın hiçbir şeyden haberimiz yok maalesef ben ve çevrem

    -1