Shakespeare, Tolstoy, Dostoyevski, Peyami Safa, Elif Şafak… Hiçbiri değil. Dünyanın en çok okunan insanı; Georgia, Tahoma, Verdana gibi tanınmış yazı karakterleri yaratan bir font tasarımcısı. Kısacası bir tipograf: Matthew Carter.

Matthew Carter, sıklıkla lanse edildiği üzere dünyanın en çok okunan insanı. Tipografi dünyasında evrensel bir üne sahip olan Matthew Carter,  Amerika’nın en önemli font tasarımcısı.  İngiliz font tasarımcısı Dave Farey’in “Font dünyasında iki sınıf var: Matthew Carter ve geri kalanlar” sözü, Carter’ın font tasarımı konusundaki eşsiz konumunu bizlere bütün yalınlığıyla aktarıyor…

Sakin ve okunaklı ekran fontlarından biri olan Georgia; Microsoft ve Google’ın benimsemesiyle çok sayıda insana ulaşan Verdana veTahoma; Bell Telephone Company’nin telefon rehberleri için tasarlanmış olan Bell Centennial; yakın çağa ait bir kaligrafi stilinden esin alan, canlı ve satirik Snell Roundhand; Rönesans çağını hatırlatan ince ve şık ITC Galliard hep onun eseri. Kaligraf Gunnlaugur SE Briem‘e göre Bell Centennial “Kuğu Gölü Balesi’nde dans edebilecek kurşungeçirmez bir gergedan” ve aynı şey Carter’ın neredeyse bütün işleri için söylenebilir.

Bugün en az 20 tane daha Carter fontu bulunmakta ve Carter’ın müşterileri arasında Time, Newsweek, U.S. News&World Report, Sport Illustrated, Wired, National Geographic ve Business Week gibi dergilerin yanı sıra New York Times, The Washington Post, The Boston Globe, The Philadelphia Inquirer ve The Guardian gibi tanınmış gazeteler bulunuyor. Ayrıca çalışmaları dünyanın hemen hemen her bilgisayarında ve Batı reklam dünyasının belki de yarısında bulunmakta.

1937’de dünyaya gelen Carter’ın yazı karakteri hayatı hayli sıra dışı ve eğitici. 7 yaşına geldiğinde yatılı bir okula gönderilen Carter, okul yıllarını tek kelimeyle özetliyor: uyumsuz. Carter, sanata ve caz müziğe karşı oldukça meraklı olduğunu fakat okulun bu müzik tarzını onaylamadığını ve babasının bu sebepten okul yönetimiyle birkaç kez görüşmesi gerektiğini aktarıyor. Yatılı okul müdürünün kendisi için söylediğini “asla bir centilmen olamayacaksın” sözlerini unutmamış. “Centilmen sözcüğünden kasıt bankacı, rahip veya general olmaktı” diye eklemeyi de ihmal etmiyor.

17 yaşında Oxford’a kabul edilen Matthew Carter, o yıllarda İngiltere’de zorunlu askerlik yapma şartından dolayı askerliğe çağrıldı, fakat geçirdiği astım krizleri yüzünden askere alınmadı. Babası Harry, Hollanda Enschedé’de on sekizinci yüzyılın başından beri önde gelen bir kağıt para matbaası ve harf dökümhanesi olan yerde ücretsiz çıraklık yapmasına önayak oldu ve Carter Kıta Avrupası’nın yolunu tuttu. Carter, dökümhanede harf kalıpçısıydı ve çelikten harf kesme süreci alfabenin cazibesine kapılmasını sağladı. P. H. Radisch adında tuhaf ve ketum bir ustadan işin gerekliliklerini öğrenen Carter, Hollanda’daki çıraklık yıllarını mermer oyma işine benzetiyor: “Harf yaratmak için çeliği oymak gerekir. Çeliği oyduğunuz zaman harfler geriye kalandır. Tıpkı mermer oyma işi gibi. Eğer bir hata yaparsanız, tüm işinizi kaybedebilirsiniz. Herhangi bir hata yapmamak için oyma işine girişmeden önce ne yapacağınızı etraflıca düşünmek gerekiyor. Zor bir işti, bazen bir harf yaratmak için günlerce uğraşırdınız. Radisch, sadece bir harf için tüm uğraşırdı.”

Çıraklık eğitiminden sonra Londra’ya dönen genç Matthew, iş bulmakta zorlandı. İngiltere’de 1450’lerden has işçiliğe pek rağbet olmadığını anlayan Carter, 1960’da New York’a gitti. New York’ta Mergenthaler Linotype Company’de iş bulan Carter’ın, telefon rehberlerinde 1937’den bu yana aynı fontu kullanan Bell Telephone Company için “Bell Centennial” adını verdiği fontu tasarlaması da bu döneme rastlar. Bu alfabedeki “B” harfini yeteri kadar büyütürseniz, B’nin içindeki boşlukların çan şeklinde olduğunu görebilirsiniz. Matthew Carter bunu planlanmadığını söylüyor.

Carter, Mike Parker adlı arkadaşıyla 1981 yılında Bitstream Inc. adlı dijital font tasarlayan şirketi kurdu. Bitstream’in kurulmasından 10 yıl sonra iş arkadaşı Cherie Cone ile bu şirketten ayrılan Carter, Carter & Cone adlı şirketi faaliyete geçirdi. Bugün internet üzerinde gördüğünüz birçok fonta yeni bir görünüm kazandırmak üzere çalışmaya başlayan Carter, 1993 yılında Microsoft için Verdana fontunu tasarlamaya başladı. Bu çalışmadan önce bilgisayarda kullanılan fontların tamamı dergi veya gazetelerde kullanılan fontlardan uyarlanmıştı. O tarihte bilgisayar ekranları o kadar belirsizdi ki, kullanılan fontlar cılız ve solgun görünüyordu. Microsoft’un Carter’dan istediği şey bilgisayarlarda kullanılacak yazı tipinin mümkün olduğu okunaklı bir karakter olmasıydı. Carter’ın Georgia, Tahoma ve Verdana gibi yazı karakterlerini tasarlaması da bu döneme rastlar.

Matthew Carter’ın harf tasarımındaki derin bilgisi nereden geliyor? Tipograf, kitap tasarımcısı, font tarihçisi bir babanın ve mimarlık eğitimi almış bir annenin oğlu olan Matthew’un, hemen hemen tüm dünyada kullanılan başarılı fontlar yaratması tesadüf değil. Okulda gidip okuma yazmayı öğrenmesinden çok daha önce, annesi döşeme kumaşından bir alfabe yapmış Carter’a. Yıllar sonra, bu harflerden kalanları bir kutuda bulmuş Carter. “Gill Sans’tılar ve üzerlerinde diş izleri vardı”.

Konuk Yazarımız: Umur Burak Ayaz

Leave a Reply

1 comment

  1. blank

    emrekaan

    güzel bir yazı olmuş eline sağlık