Malumunuzdur, bir öğrenci olarak son bir ayım yatmakla geçti(siz bir işe başlayın, o yatmaları çok arayacaksınız diyenleri duyar gibiyim). İnsan yattığı yerden de yazabiliyor tabii amma velakin yat yat bir yere kadar, insanın okula gidesi geliyor! Evet, insan istediği bölümü okuyunca inek oluyor, vurmayın!

Sabah sabah gözümü açtım, bir heyecan yataktan fırladım ancak fırlamamla geri yatmam bir oldu. Niye? Çünkü ilk hafta ders yapılmıyor. İki saat yol gidiyorsun, hocayla selamlaşıp geri dönüyorsun.  Yat ve yaz dedim kendime, yat ve yaz…

Reklamcılık bölümünün bir cilvesi midir yoksa genel olarak bütün sosyal bölümler böyle midir bilemiyorum ancak ben okuldan “vay arkadaş çok şey öğrendim” diyerek ayrılamıyorum maalesef.  Hala açım, bilgiye doyamadım bir türlü. Elimde kendi çabalarımla elde ettiğim biraz çevre, bir de diplomadan başka bir şey olmayarak ayrılacağım okuldan.  Gerçekten böyle mi olması gerekiyor yoksa sorunu başka bir yerlerde mi aramak gerek bilemiyorum.  Burada gerçekten size soruyorum, sektörde olan insanlardan bu konuda bir şeyler duymalıyım. Hem benim hem de diğer öğrencilerin buna ihtiyacı var.  Çünkü şu anda meslekte bir yerlere gelmiş ve adı geçen bir çok insan reklamcılık bölümü okumuş insanlar değil, bu mesleği ajansta öğrenmişler.  Ancak biz çok farklı bir modelle yetişiyoruz, bu yüzden kafalarda sonu gelmez sorular dönüyor. Hadi ben metin yazarı olmak istiyorum ve bu konuda bir iki ders alıyorum, peki sanat departmanında olmak isteyen arkadaşlar Adobe Photoshop programından başka bir şey öğrenmeden(onu da tam öğreniyorlar diyemeyiz) nasıl mezun oluyor?

Abilerim, ablalarım; reklamcılık gerçekten işi yerinde öğrenmeyi gerektiren bir meslek midir? Yoksa bütün meslekler mi öyledir?  Sudan çıkmış balığa mı döneceğiz? Formül vb. ezbere dayalı bir şeyler öğretmedikleri için midir bu hissiyat? Reklamcılık mesleği başlıbaşına bir bölüm olarak okutulmalı mıdır, buna gerek var mıdır? Bu ve bunun gibi sorular yaptığım küçük bir araştırma sonucu hepimizin kafasında var, bundan eminim. Peki cevabını kim verecek? E siiiz!

 

Sevgiler,

Çömez.

Leave a Reply

5 comments

  1. blank

    umutcan

    Hiç boşuna heyecanlanmayalım cevap beklediğimiz ya da verecek kişiler yine sessiz kalmayı terch edecekler bence olan yine bize olack

    -1
  2. blank

    reklamcılıköğrencisi

    Bende reklamcılık 3. sınıf öğrencisiyim. Bakıyorum 1. sınıf ile şimdi arasına gerçekten fark olduğunu hissediyorum. Fakat bu fark okuldan mı yoksa ajanslarda staj yaptığımdan mı bilemedim. Şundan eminim ki okullarda uygulama ders sayısı çok az, bir dönem de 5 ders alıyorum. O zaman ne gerek var 4 yıl okumaya 2 yıla indirilsin mümkünse yine fakülte olarak geçsin haksız mıyım?

  3. blank

    Pelin Ergün

    Çok abla sayılmam ben de yeniyim sektörde ama yol göstericilikte anaç bir tavrım var:) İşin mutfağı ajans. Öğrendiğin teoriyi burada pratiğe döküyorsun. Beyin fırtınaları,havada uçuşan kampanya fikirlerinden bahsetmiyorum. Bir markayı adamakıllı tanımak, dinamiklerini çözmek ve buna yönelik iş üretebilme kasını geliştirmekten bahsediyorum.İş hayatı farklı, burası gerçek. Hem iyi hem kötü:) Çok hevesle girip “Peh bu muymuş?” diyen de var ama sen kendin gir karar ver en iyisi.
    Metin yazarlığı için bir bölüm var mı ya da olsa ne olabilir sen daha iyi bilirsin. Sanırım Tükrçe’nin tüm nimetlerini markaya sunabilecek donanımda olunmalı diye düşünüyorum, bu çok okuyarak da olabilir. Reklamla ilgili genel geçer şeyleri kendin de öğrenebilirsin.
    Ama mesela müşteri temsilciliği için aklıma gelen hiçbir bölüm yok, tam hayat üniversitesi durumu var bu tarafta:)
    Art direktörlerin birçoğu güzel sanatlar, grafik tasarım vs mezunu. Kimi gitmiş eğitimini yurtdışında bir master’la taçlandırmış, kimi oturmuş deli gibi portfolyo hazırlamış heryere gönderiyor, mutlaka birinden “gel” cevabı geliyor, çünkü reklamda sirkülasyon çok. 2-3 senede ajansla ilişkin bitebiliyor çünkü hayat burada hızlı, dolayısıyla yıpranma hızın da…İş bulma sıkıntısı belki en az olan sektör diyebilirim.
    Yani herkesin yöntemi farklı. Sen de ve meraklı diğer arkadaşlar da kendinize ait “custom” yöntemi belirlemelisiniz bence.
    Ama sen zaten okula gidip kantin muhabbeti yapmak yerine buraya birşeyler yazıp kafayı reklamla kırmaya niyetin var, işin çok da zor değil;)

  4. blank

    Cem Etyemez

    Pelin’e ek olarak, reklam yazarı olmanın da bir bölümü yok. Karşımda oturan yazar mühendis mesela, geçen sene birlikte çalıştığım yazar da felsefe mezunuydu. Hayatın her anından (ama gerçekten her anından) kendine birikim ve çıkarım edinebilen insan yazar olabiliyor. Gerisi pratikten ibaret.

    Yaratıcılık konusunda da önce şu bilinmeli; herkes yaratıcıdır, yaratıcılığını kullanmayı öğrenen ve öğrenemeyen vardır. “Ben yaratıcı değilim” tembellerin arkasına sığındığı geçersiz bir sebeptir. : )

    Bir de hiçbir zaman “açlığını” yitirmezsen, başarılı bir reklamcı olursun.

  5. blank

    Seray Çırak

    Okulu boşverin, vaktiniz varken staj yapın. Ajanslar staj yapmış adam arıyorlar keza kurumsal firmalar da öyle. Ben bunun acısını çok çektim. Staj yapmamış bir reklamcılık mezunu yetirine 5 ay ajansta staj yapmış bir avukatı (avukat evet) tercih edebiliyorlar. Senin pazarlamayı, reklamı ne kadar bildiğin ya da ne kadar inek bir öğrenci olduğunun bu sektörde bir önemi yok. Staj yoksa iş de yok. Gerçekler acıdır.