blank

Taze Girişimcilere Ucuz Pazarlama Fikirleri‏

Okul bitti, siz de bilgileriniz tazeyken çalışma hayatına en riskli yerinden giriş yapmaya karar verdiniz. 2-3 arkadaş birleştiniz, “Başkası için çalışacağımıza kendimiz için çalışalım, kendi kendimizin patronu olalım” dediniz. Süper bir fikriniz var, tutarsa yırtacaksınız. İlk kredinizi çektiniz, şirket kurarken bürokrasinin tatlı-sertlikleriyle karşılaşıp neredeyse yılacaktınız, ama yılmadınız ve artık bir girişimcisiniz. (Utanmadan gidip Linkedin’e CEO da yazdınız hatta, çakallar…)

Bu hikaye okul arkadaşlarımdan çok tanıdık olduğum bir hikaye. Yalnız sonrası biraz sıkıntılı. İş planını hazırlarken “pazarlama” kısmında “hallederiiiizzz” diyen sevgili dostlarım sonrasında elde avuçta pazarlamaya harcayacak para olmadığında ve fakat pazarlamanın elzem olduğunu fark ettiklerinde ben genelde civarda oluyorum. Fikirler muhteşem, “Business Model Canvas”lar gayet güzel doldurulmuş. Hedef belli, tedarikçiler belli ama eksik bir şeyler var. O kısmı doldurmak istedim ben de…

Karşınızda “Ucuz Yoldan Pazarlama Fikirleri”:

Ucuz yoldan pazarlama tamlaması Gerilla Pazarlamanın doğuşudur aslında. Öyle fikirler bulmanız lazım ki, en az maliyetle en fazla dikkati çekmeniz lazım. “E zaten amaç o” demeyin, TV’ye, dergilere reklam vermek;Sosyal Medya Ajansından bir uzman edinmek… Bunlar pahalı şeyler. Ben burada 3-5 kuruşluk işlerden bahsediyorum.

1) Networking

Adının janjanına bakmayın. Networking dediğimiz şey tanıdık eş-dost-akrabadır aslen. Şirketinizle ilgili broşür bastırıyorsunuz, bu broşürleri ne kadar tanıdığınız varsa onlara veriyorsunuz. Onlar da kendi şirketlerinin, ofislerinin orasına burasına koyuyorlar. Arada da “Bizim yeğende tam senlik bir ürün var, al bak broşürü!” demeyi unutmuyorlar. Mark Facebook’u açtığında ilk üyeleri sen ben değildik, kendi arkadaşlarıydı, unutma!

Ha bu arada, Linkedin’de sosyal olduğumuz kadar dışarıda da sosyal oluyoruz. Mezunlar derneği toplantılarına, Afterwork Partylere, konumuzla alakalı seminerlere, fuarlara vs. gitmeyi ihmal etmiyoruz. Gidip köşede pısmıyoruz da, kartvizitimizi uzatıyoruz, muhabbet açıyoruz.

2) Sosyal Medya

Günümüzün tabii ki de en ucuz pazarlama yöntemi. Aç bir Twitter-bir Linkedin, Facebook… Geçiniz. Bunlardan evvel iyi bir siteye ihtiyacınız var. Mutlaka tanıdığınızın tanıdığının bir kod yazan arkadaşı, bir tasarımcı tanıdığı vardır. Yok mu? Blog açın hocam, hiç kasmayın. Yeter ki uzuuun uzun, böyle benim yazdığım gibi yazılar yerine kısa-öz-net tanımlar, iletişim adresiniz ve bol görseliniz olsun. Her ürün ve hizmet Twitter’a uygun değil, ama bir de Facebook sayfanız olsa fena olmaz. Linked’in’e şirketinizi kaydedin. Söyleyin arkadaşlarınıza da üye olsunlar. Paylaşsınlar. Birisi gitsin Ekşi’ye filan hakkınızda güzel şeyler yazsın.

Hedef kitleniz son tüketici değil de büyük abilerse sosyal medya işe yaramaz yalnız. Halen büyük patronların X kuşağından olduğu ve yepisyeni iPhone5’lerini sadece masaya koymak için kullandığı bir çağda yaşıyoruz. O zaman ne yapıyoruz?

3) Kapı Kapı Şirket Ziyareti

Broşürümüz var. Onu kataloğa çeviriyoruz. Portfolyo gibi düşünün. Daha şık olsun derseniz, CD hazırlayın şirketle ilgili, ama o CD’ye bakılacağı kesin değil. Siz yine klasik dosyanızla başlayın olaya. Müşteriniz olmasını istediğiniz şirketlerin bir listesini çıkartın. Bu şirketlerin telefonlarını ve adreslerini bulun. Asla ve kat’a e-mail atmayın. Geri dönüş alamazsınız. Şundan da emin olun: Aradığınızda karşınıza asla sizin muhatabınız olan kişi çıkmayacak. Operatör abla ya da güvenlikçi abi, en iyi ihtimalle sekreter açar telefonu. Şirketin sahibinin adını yani görüşmeniz gereken kişinin adını biliyor olun.

“Merhaba, biz YeniSüperFikir Ltd. Şti.’den arıyoruz, Kalantor Bey’le görüşecektik, sizinle birlikte çalışmak istiyoruz da ehüehe…” derseniz alacağınız cevap şunlardan biri:

– Şu an burada yok mesajınız varsa alayım.

– Yok ilgilenmiyoz.

– Neymiş ki o? Ha yok yok… İstemeyiz.

– Tamam ben söylerim. (söylemeyecek)

Kendinize bir bahane, bir replik bulun. Yalan söyleyin demek istemiyorum ama insan bazen mecbur kalıyor. Unutmayın, ticarette herkes kötü adamdır.

– İyi günler hanfendi, Kalantor Bey’le görüşecektim.

– Konu neydi?

– Özel konuşmamız lazım, biraz acil,kendisiyle görüşebilir miyim?

– Kim arıyor diyeyim?

– Yenisüperfikir Ltd. Şti’nin sahibi YeniMezunus Bey derseniz…

Kalantor Bey telefona çıktığında kendisine hal hatır sorun ama çok uzatmayın. Bu adamların vakti kıymetlidir. Bu telefon konuşmasını ağzı iyi laf yapan ve piyasadan anlayan bir aradaşınız yaparsa çok iyi olur. O arkadaş şirketinizde mevcut değilse, bulun bir tane. Kendisi çay içmeyi ve Sektörel Geyik çevirmeyi iyi bilsin.

– Kalantor Bey, size Dahabikalantor Bey vasıtasıyla ulaştık. Yenisüperfikrimizi sizinle görüşmek istiyoruz, bir öğle yemeği yeme şansımız/ kahve de olur/ piyasanın milli içeceği çaydır gerçi/ mümkün müdür? (Mutlaka uydurma da olsa bir referansınız olsun yalnız. Referans bu dünyada her şey demek.)

Çalışın sunumunuzu gidin yemeklere. Güzel yerler seçin. Kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyin.

Tek tek aramak çok mu zor geldi? Biraz fazla paranız mı var? Lansman yapın. Kokteyl olsun, çağırdığınız isimler tutarlı olsun, hele ki de medyada çalışan tanıdık varsa süper olur, haberiniz de çıkar.

4) Daha da Gerilla

Uçakla seyahat ederken çevrenizdeki bütün uçak dergilerinin arasına broşürünüzü koyun.

Bindiğiniz taksilerin arka koltuğunda, otobüslerde, metroda, gittiğiniz cafelerin menüleri arasında broşürünüzü unutun. Hatta AVM’lerin tuvaletlerinde de unutabilirsiniz. Abartıp D&R’da konunuzla ilgili kitapların arasında, geçtiğiniz sokaklardaki büfelerde satılan gazetelerin arasında broşürünüzü unutmaya başlayın. Yayın o broşürleri. Broşür ucuz bir şey.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bizzat kendi arkadaşlarıma verdiğim tavsiyeler de bunlar. Yakın zamanda bir lansman yapılabilir hatta. Pazarlama dediğimiz o kadar da zor, o kadar da çetrefilli ve dahi afili bir şey değil aslında. Bunlar en ilkel pazarlama yöntemleri. Önemli olan kimi hedef almanız gerektiğini bilmeniz, hedef kitlenizdeki kişileri iyi tanımanız, bir de kendi farklılaşma noktalarınızı belirlenemeniz. Reklam kötü değildir, bir girşimci olarak kendinizden ve işinizden bahsetmekten asla çekinmeyin. Kim bilir, birinin kulağına gider, köşeyi dönersiniz.

Konuk Yazar: Seray Çırak

Leave a Reply

5 comments

  1. blank

    Umut Fatih Muhsinoğlu

    Yazı gerçekten güzel olmuş. Fikir olarak baya uyuşmuşuz. Okurken zevk aldım. 🙂 Ellerinize sağlık.

  2. blank

    emre

    çok güzeldi… aklıma yeni yeni fikirlerde getirmedim diğil…siz bir fikir vermişsiniz… ikide kendim düşündüm alternatif olarak… beğendim… çok tşkler… SAYGILAR…

  3. blank

    erkin

    Yazı çok güzel,başarılı tebrikler. Mesela buraya kendi sitemin adresini eklersem de işe yarar görüşündeyim 🙂 banabugider/com CEO’su 🙂

  4. blank

    Semizotu

    Sizi 4 hayırla uğurlamak isterdim. Şirket sahibi , ofis sahibi akraba eş dost tanıdık kaç girişimcinin kaçında var ? Büfelere,taksilere,otobüslere hatta uçaklara broşür bırakmata ne? Sizin bahsettiğiniz masrafların daha da altında Google reklam servisi var. İş hayatımı sokakta broşür dağıtarak mı geçireceğim ? Sizin bu yazınız tamamen kahve muhabbeti. Bu kadar pazarlama tecrübesini kafeler ilk açtıklarında da yapıyor. Lütfen daha gerçekçi olun. Bu kadar insan bu yazıyı okurken hatta hak verirken hatta olumlu yorumlar yaparken onları yanlış yönlendiriyorsunuz. İş hayatınızı bilmem ama bu yazı maalesef pazarlama ile alakasız. Kusura bakmayın ama gerçekler bu.

  5. blank