Sessiz ve sakin, kamu bankası olmasından ötürü ciddi, ağırbaşlı, sevecen ve görmüş geçirmiş bir banka çizgisinde yer alan Vakıfbank; belki de bu çizgisinden uzaklaşmak ya da pekiştirmek için reklam faaliyetlerini son dönemde oldukça hızlandırdı. Bu hızlanmada reklam ajansının da payı büyük tabi. Alaaddin Adworks.

Lakin yapılan tüm işler arasında dikkate değer bulduğum en önemli iş, ‘halden anlamak’ konsepti ile yürütülen kampanyalar. Çünkü çatı konsept o kadar esnek ki, ne reklam yazarına slogan yazmakta zorluk ne de yeni bir film fikri düşünülürken yaratıcı ekibi zıvanadan çıkartır…

Türkan Şoray’lı ve Mustafa Denizli’li reklamları hepimiz hatırlıyoruz hala. Bu iki önemli ismin tek bir ortak paydada buluşturulmuş olması ise hayli ilgimi çekmişti.

Gelgelelim strateji iyice oturduktan sonra netleşmesi gereken genel konsept nedense benim açımdan iyice muğlak bir hal aldı.

Aslında ne çekim tekniklerinde ne de söylemde bir farklılık vardı. Sadece stratejinin bize hissettirdiğinde, içimizde yaşattıklarında kıpırdanmalar oldu.

Bu olay seriye Acun Ilıcalı’nın dahil edilmesiyle başladı diyebilirim. Acun ile gelen devam filmleri, ilk iki filmin şanına yakışmadı demek daha doğru bir ifade olacak sanki.

Buna karşı çıkabilirsiniz. Metinler, çekimler, celebrity vs. her şey aynı çizgide seyrediyor diyebilirsiniz. Ama taşlar yerinden oynadı artık. ‘Hop ne oluyoruz yahu?’ durumunu ben ve benim gibi birçok kişi yaşadı.

Reklamlarında okkalı ünlüler kullanarak sığ suları geride bırakan Vakıfbank, artık okyanusun ortasında yapayalnız bir yelkenli gibi seyrediyor yoluna. Ufukta beliren kara bulutlar ise sert fırtınaların habercisi.

Siz istediğiniz kadar focus gruplara danışın, istediğiniz kadar pre ve post testler yapın ve hepsinde başarılı çıkın, bana göre ilk filmle son 3 film arasında derin bir çatlak var . Yapılan her reklam tamamen ölçülebilseydi eğer, ne başarısız reklam kalırdı ne de zarar eden bir şirket.

Ölçülemeyen bu tarafa ise ben kader diyorum. Reklamcılığın kaderi.

Acun Ilıcalı ile ilk çatlağı oluşturduktan sonra akabinde köyüne okul yaptıran Şamil Şener ve engellilere umut olan Hülya Bostanoğlu filmleri oluşan çatlağı iyice derinleştirdi.

Son iki reklamda iyice kamu spotuna bağlayan Vakıfbank, canım stratejiyi göz göre göre yedi de diyebiliriz.

Farz edelim ki pack shot’ı değiştirdik ve yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın logolarını ve metnini koyduk. Daha güzel olmaz mıydı?

Keşke kamu spotu moduna geçmeseydin ve keşke başlangıcında yarattığın rüzgarı devam ettirebilseydin Vakıfbank diyerek sözlerimi burada sonlandırıyorum.

Serinin tüm filmleri;

 

Leave a Reply

4 comments

  1. blank

    obirburcu

    bunların hepsi “halden anlamak” temalıydı di mi? aradaki fark o kadar fazla ki arka arkaya izleyince bile iki ayrı konuda çekilmişler gibi duruyor. bir kısım başarı hikayeleri, diğer kısım sanki “ab desteğiyle bakın neler yaptık” hikayeleri.

  2. blank

    sonsozsoylenmedı

    anlayamıyorum bu vakıfbankı! Hele son reklam iyice kamu spotu tadında olmuş. Kamu bankası olduğunu bu kadar mı belli eder bir banka?

  3. blank

    reklamcılıköğrencisi

    Vakıfbank neden tek çizgiden gitmeyi başaramadı anlamış değilim, aynı kampanyada bile verilen mesajlarda uçurumlar var.

  4. blank

    Senior Stajyer

    Kampanya renk değiştirdi. Bilerek mi yapıldı bu bilmiyorum ama olmadı Vakıfbank, olmadı…